Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Haberler
Boynuz kulağı geçer derler herhalde bu o olsa gerek.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, malvarlığı bildirimini güncelledi.
Erdoğan'ın, Başbakanlık internet sitesi üzerinden yaptığı mal bildirimini göre, 16 Haziran 2011 tarihi itibariyle banka hesaplarında 3 milyon 390 bin 384 TL'si bulunuyor. Bu rakam 2010 yılı mal bildiriminde 2 milyon 366 bin 109 TL idi.
Ayrıca Erdoğan'ın bankalarda 25 bin Euro ve 119 bin 867 doları bulunuyor.
Mal bildirimine göre Başbakan Erdoğan'ın taşınmaz malvarlığı olarak Güneysu-Dumankaya Köyü'nde 2 bin metrekare arsası bulunuyor.
Erdoğan'ın mal bildiriminde ayrıca alacak kısmında ise 500 bin TL alacağı görünüyor.
Erdoğan'ın yeni malvarlığı beyanında bir başka dikkat çeken nokta ise, 2010 yılında yapılan beyanda yer alan 40 bin TL değerindeki Arnavutköy-Bolluca Köyü'nde bulunan 376 metrekare arsanın yeni beyanda olmaması.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, malvarlığı bildirimini güncelledi.
Erdoğan'ın, Başbakanlık internet sitesi üzerinden yaptığı mal bildirimini göre, 16 Haziran 2011 tarihi itibariyle banka hesaplarında 3 milyon 390 bin 384 TL'si bulunuyor. Bu rakam 2010 yılı mal bildiriminde 2 milyon 366 bin 109 TL idi.
Ayrıca Erdoğan'ın bankalarda 25 bin Euro ve 119 bin 867 doları bulunuyor.
Mal bildirimine göre Başbakan Erdoğan'ın taşınmaz malvarlığı olarak Güneysu-Dumankaya Köyü'nde 2 bin metrekare arsası bulunuyor.
Erdoğan'ın mal bildiriminde ayrıca alacak kısmında ise 500 bin TL alacağı görünüyor.
Erdoğan'ın yeni malvarlığı beyanında bir başka dikkat çeken nokta ise, 2010 yılında yapılan beyanda yer alan 40 bin TL değerindeki Arnavutköy-Bolluca Köyü'nde bulunan 376 metrekare arsanın yeni beyanda olmaması.
Çok mu bi başbakan için...:) Bence hiç bişe...
Bi beleidyedeki bir İmar müdürü hatta onu geç imar şefi... Hatta onuda geç Teknik personel'in.ç...
Hatta onuda geç.. EVRAK DÜZENELYİCİNİN... aylık haksız kazancı 30.000 lira. :) yıllık 360 milyar yapar :))
:)) sürekli karsılasıyruz... MALESEF :(((
(edited)
Bi beleidyedeki bir İmar müdürü hatta onu geç imar şefi... Hatta onuda geç Teknik personel'in.ç...
Hatta onuda geç.. EVRAK DÜZENELYİCİNİN... aylık haksız kazancı 30.000 lira. :) yıllık 360 milyar yapar :))
:)) sürekli karsılasıyruz... MALESEF :(((
(edited)
Bir başbakan için normal olabilirde, oğlu kısa zamanda bu kadar çok para kazanmış bir başbakan için ÇOK AMA ÇOK AZ.
Bende bu nedenle yazdım zaten.
Bende bu nedenle yazdım zaten.
Oğlu bi haltlar karıstıyor walla.. adam gemi almıs gene trilyonlara...:)))
Üniversitede utanç!
Not karşılığı cinsel istismarda 3'ü öğretim görevlisi 14 kişi gözaltına alındı
Bedirhan ÖZYİĞİT/ANKARA
HAKKÂRİ Üniversitesi bir skandalla sarsıldı. İddiaya göre; üç öğretim görevlisi ders notu karşılığında öğrencilerle cinsel ilişkiye girdi; kızları tehdit ederek başka erkeklerle ilişkiye girmelerini sağladı. Polis, üç öğretimgörevlisi ile öğrencilerin de aralarında yer aldığı 14 kişiyi gözaltına aldı. İddialara göre Hakkâri’yi karıştıran olay şöyle gelişti: Üniversitede öğretim görevlisi olan İ.Y., H.Y. ve R.Y., kız öğrencilerle yakın ilişki kurdu. Zor durumda kalan kız öğrencilere yardımederek onların güvenini kazanan öğretimgörevlileri, kızlarla üniversite dışında da vakit geçirmeye başladı.
DAİRE KİRALADILAR
Öğretimgörevlileri kızlara, “Size yüksek not vereceğiz” diyerek kendilerine bağladı; kızlarla vakit geçirebilmek için bir de daire kiraladı. Öğretimgörevlileri ve öğrenciler sık sık kiralanan bu dairede bir araya geldi. Görevliler, ilk sınavdan sonra öğrencilerine yüksek not verdi.
Kızları yine notla tehdit eden öğretimgörevlileri, başka erkeklerle de birlikte olmalarını sağladı. İ.Y., H.Y. ve R.Y. daha sonra dersten geçmek isteyen başka öğrencilerle de birlikte oldu. Bir kişi polise ihbar etti. Polis, 8 ay süren teknik ve fiziki takip sonucunda öğretimgörevlilerinin bir fuhuş şebekesi içinde olduğunu ve bu şebeke üyelerinin de kız öğrencilerle cinsel ilişkiye girdiklerini belirledi. Operasyon başlatıldı.
Polis, Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatları doğrultusunda önceki gün belirlenen adreslere eşzamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda öğretim görevlileri İ.Y., H.Y. ve R.Y. ile aynı üniversitede okuyan öğrencilerin de bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı.
Not karşılığı cinsel istismarda 3'ü öğretim görevlisi 14 kişi gözaltına alındı
Bedirhan ÖZYİĞİT/ANKARA
HAKKÂRİ Üniversitesi bir skandalla sarsıldı. İddiaya göre; üç öğretim görevlisi ders notu karşılığında öğrencilerle cinsel ilişkiye girdi; kızları tehdit ederek başka erkeklerle ilişkiye girmelerini sağladı. Polis, üç öğretimgörevlisi ile öğrencilerin de aralarında yer aldığı 14 kişiyi gözaltına aldı. İddialara göre Hakkâri’yi karıştıran olay şöyle gelişti: Üniversitede öğretim görevlisi olan İ.Y., H.Y. ve R.Y., kız öğrencilerle yakın ilişki kurdu. Zor durumda kalan kız öğrencilere yardımederek onların güvenini kazanan öğretimgörevlileri, kızlarla üniversite dışında da vakit geçirmeye başladı.
DAİRE KİRALADILAR
Öğretimgörevlileri kızlara, “Size yüksek not vereceğiz” diyerek kendilerine bağladı; kızlarla vakit geçirebilmek için bir de daire kiraladı. Öğretimgörevlileri ve öğrenciler sık sık kiralanan bu dairede bir araya geldi. Görevliler, ilk sınavdan sonra öğrencilerine yüksek not verdi.
Kızları yine notla tehdit eden öğretimgörevlileri, başka erkeklerle de birlikte olmalarını sağladı. İ.Y., H.Y. ve R.Y. daha sonra dersten geçmek isteyen başka öğrencilerle de birlikte oldu. Bir kişi polise ihbar etti. Polis, 8 ay süren teknik ve fiziki takip sonucunda öğretimgörevlilerinin bir fuhuş şebekesi içinde olduğunu ve bu şebeke üyelerinin de kız öğrencilerle cinsel ilişkiye girdiklerini belirledi. Operasyon başlatıldı.
Polis, Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatları doğrultusunda önceki gün belirlenen adreslere eşzamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda öğretim görevlileri İ.Y., H.Y. ve R.Y. ile aynı üniversitede okuyan öğrencilerin de bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı.
başbakan açıklamıştı bu gemi olayını. gemi çalışarak kendi kredisini ödüyor isteyen herkes gidip kredi alıp bir gemi alabilir demişti. nereye başvurduysam bana 20 bin in üzerinde kredi vermedi :) bende gemi alamadım tabi. sanırım başbakanın o konuda evlkadına yardımı olmuştur. yoksa gemi çalışarak kendi kredisini ödüyor. tabi gemiye iş bulma konusunda da baba yardımı görmüştür. bende olsam başbaknın evladına taşıtırım malımı.
haram zikkim olsun bogazindan bir kurus haksiz lokma gecenin. bal tutan parmaklari olanlar da dahil
Manisa’da Yarhasanlar Mahallesi’nde oturan ve Manisa Üniversitesi’nde okuyan 3 kız öğrencinin kaldığı eve önceki gece 01.30 sularında 6 polis ansızın baskın yaptı. Evde misafir olan iki erkek arkadaşlarıyla birlikte oturan öğrencilere polis “Kaç kişi kalıyorsunuz?”, “Kızlı-erkekli mi oturuyorsunuz?” diye sordu. Polisler, beş öğrenciye de ayrı ayrı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ‘Çevreyi rahatsız etmek’ maddesinden 88 lira para cezası kesti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın Kızılcahamam’daki toplantıda “Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor” sözleriyle ‘öğrenci evi’ ve bu evlere yönelik denetim tartışmaları başlamıştı. Tartışma ve tepkiler sürerken ‘kızlı erkekli eve ilk ceza haberi’ Manisa’dan geldi.
Delil 155 ihbarı
Manisa Üniversitesi’nde okuyan Eda Sarıoğlu, Filiz Teke ve Raziye Köse’nin oturduğu evin kapısı önceki gece 01.30’da 6 polis tarafından çalındı. Kapıyı açan öğrenciler ne olduğunu anlamadan polisin ‘Kaç kişi kalıyorsunuz, öğrenci evi mi, üç kız iki erkek mi yaşıyorsunuz?’ sorularına maruz kaldı. Öğrenciler polisin sorularını cevaplarken sık sık da “Doğru cevap” diye uyarıldılar. Polis soruların ardından “Hakkınızda şikâyet var, gürültü yapıyorsunuz” dedi. Öğrenciler sadece sohbet ettiklerini, müzik açmadıklarını söyledi. Öğrenciler “Bu saatte apartman içinde siz daha fazla gürültü yaptınız, içeriye girin” diye itiraz etti. Polis beş öğrenciye de ayrı ayrı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca yani ‘Çevreyi rahatsız etmek’ gerekçesiyle 88 lira para cezası kesti. Delil olarak da 155 ihbarı gösterildi.
O gece evde olan öğrencilerden Rasim Ekmekçioğlu şunları anlattı: ‘‘Önce polis telsizi sesi duyduk. Daha sonra polisler bizim kapımızı çaldılar. Karşımızda 6 polis vardı. Kimliklerimizi istediler. Kaç kişi yaşadığımızı ve kız erkek beraber yaşayıp yaşamadığımızı sordular. ‘Niye bunları soruyorsunuz?’ dediğimde polis ‘Çok gürültü yapıyorsunuz, sesinizi sokağın başından duyduk. Komşularınız rahatsız olmuş’ dedi. Kimliklerimizi aldılar. Ceza yazacaklarını söylediler. Gürültü yapmıyorduk. Ceza yazmak için geldikleri çok belliydi. Gürültü yapıyor olsak bile evde kaç kişi yaşadığımızı veya kız-erkek yaşayıp yaşamadığımızı niye sorguladılar? Ve bizden dürüst bir cevap beklediklerini ayrıca eklediler. ‘Ceza yazmak zorunda mısınız?’ dediğimde bir polis bana ‘Yapacak bir şey yok, bundan sonra siz dikkat edin’ dedi.”
Üçe iki yaz!
Evde yaşayan öğrencilerden Eda Sarıoğlu ise şöyle konuştu: ‘‘İki polis aracı kapımızın önüne geldi. Büyük bir suç işlemiş gibi hissettirdiler bize. O saatte kapımıza polisler gelince çok korktuk. Kimlikleri verince de polisin biri diğerine ‘ üçe iki yaz’ dedi. Gürültü için geldilerse, üç kız iki erkek olmamızdan onlara ne? Polis isterse her gece gelip gürültü cezası mı kesecek. Bu cezanın altında Başbakan’ın konuşmasından sonra farklı anlamlar arıyorum ben. Arkadaşlarımız artık rahatça evimize gidip gelemeyecek.” (Radikal)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın Kızılcahamam’daki toplantıda “Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor” sözleriyle ‘öğrenci evi’ ve bu evlere yönelik denetim tartışmaları başlamıştı. Tartışma ve tepkiler sürerken ‘kızlı erkekli eve ilk ceza haberi’ Manisa’dan geldi.
Delil 155 ihbarı
Manisa Üniversitesi’nde okuyan Eda Sarıoğlu, Filiz Teke ve Raziye Köse’nin oturduğu evin kapısı önceki gece 01.30’da 6 polis tarafından çalındı. Kapıyı açan öğrenciler ne olduğunu anlamadan polisin ‘Kaç kişi kalıyorsunuz, öğrenci evi mi, üç kız iki erkek mi yaşıyorsunuz?’ sorularına maruz kaldı. Öğrenciler polisin sorularını cevaplarken sık sık da “Doğru cevap” diye uyarıldılar. Polis soruların ardından “Hakkınızda şikâyet var, gürültü yapıyorsunuz” dedi. Öğrenciler sadece sohbet ettiklerini, müzik açmadıklarını söyledi. Öğrenciler “Bu saatte apartman içinde siz daha fazla gürültü yaptınız, içeriye girin” diye itiraz etti. Polis beş öğrenciye de ayrı ayrı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca yani ‘Çevreyi rahatsız etmek’ gerekçesiyle 88 lira para cezası kesti. Delil olarak da 155 ihbarı gösterildi.
O gece evde olan öğrencilerden Rasim Ekmekçioğlu şunları anlattı: ‘‘Önce polis telsizi sesi duyduk. Daha sonra polisler bizim kapımızı çaldılar. Karşımızda 6 polis vardı. Kimliklerimizi istediler. Kaç kişi yaşadığımızı ve kız erkek beraber yaşayıp yaşamadığımızı sordular. ‘Niye bunları soruyorsunuz?’ dediğimde polis ‘Çok gürültü yapıyorsunuz, sesinizi sokağın başından duyduk. Komşularınız rahatsız olmuş’ dedi. Kimliklerimizi aldılar. Ceza yazacaklarını söylediler. Gürültü yapmıyorduk. Ceza yazmak için geldikleri çok belliydi. Gürültü yapıyor olsak bile evde kaç kişi yaşadığımızı veya kız-erkek yaşayıp yaşamadığımızı niye sorguladılar? Ve bizden dürüst bir cevap beklediklerini ayrıca eklediler. ‘Ceza yazmak zorunda mısınız?’ dediğimde bir polis bana ‘Yapacak bir şey yok, bundan sonra siz dikkat edin’ dedi.”
Üçe iki yaz!
Evde yaşayan öğrencilerden Eda Sarıoğlu ise şöyle konuştu: ‘‘İki polis aracı kapımızın önüne geldi. Büyük bir suç işlemiş gibi hissettirdiler bize. O saatte kapımıza polisler gelince çok korktuk. Kimlikleri verince de polisin biri diğerine ‘ üçe iki yaz’ dedi. Gürültü için geldilerse, üç kız iki erkek olmamızdan onlara ne? Polis isterse her gece gelip gürültü cezası mı kesecek. Bu cezanın altında Başbakan’ın konuşmasından sonra farklı anlamlar arıyorum ben. Arkadaşlarımız artık rahatça evimize gidip gelemeyecek.” (Radikal)
çoğunuz benden çok gencsınız benı yanlış anlamıycağınızı umut ederek yazıyorum bu sıyasıler denılen tırnak içinde sereflerı hep tartısmalı olan fark gözetmeden soyluyorum kast takımı na lanet olsun sıyası,ekonomık ve dınsel olarak çok somurduler ve 1954 den berı hep gençlerı ve ozellıkle unuversıte gençliğini hedef aldılar bızler sızlerden once 12 eylülde çok bedel odedık umarım hesaplarını demokrası onunde 1 gun verırler bızım yasımızdakılerde gorur.
Seçimler yaklaştıkça siyasetçiler makyaj yapmaya başladı. siyah noktalarını ya da sevimsiz renklerini kapatma derdinde partiler. tabi ülkede yaşayan büyük bir kesim her zamanki partiye yani kendi partisine oy verecek. yıllar boyu bilindik sloganlar meydanları dolduracak. eskiler vatan için namus için savaşırken, günümüzde renkler için kelimeler için savaşılacak.
Ben siyasetçi olsaydım, aynı kelimeler ile mi aynı renkler ile mi siyaset yapardım bilemiyorum. sonuçta siyaset denilen, pazarlamacının meslek haline getirdiği insan beynine ters düşen, ilk insanların hiç beceremediği ama yaptıkça profesyonelleşilen modern denen içinden hikmetin sıvıştığı zamanımızda, kullan-atlık bir kişilik metamorfozundan iberet gelmiyor mu ki? karşı tarafın canı cehenneme ama bu yaptıklarımıza biz şahit olmadık mı? en iyisi kulaklıklarımızı takıp kendimizi dış dünyadan sıyırmak.
Türkiyenin iki partisinin videosunu tek mesajda paylaşmamın sebebi, videolardaki olayın aynı olay ama kafaların ayrı dünya olduğunu gösterme gayretim. Bu dımdızlak görüntünün sebebi bu olay ya da şu kişi kesinlikle değildir. bence bu görüntünün sebebi, para benim mi yoksa başkasının mı cebine gireceği derdidir. Daha da hakaret edici birşey paylaşmadan sandık molotoftan daha çok yakar deyip daha fazla çekiştirip uzatmadan uzayıp çıktırayım.
Ben siyasetçi olsaydım, aynı kelimeler ile mi aynı renkler ile mi siyaset yapardım bilemiyorum. sonuçta siyaset denilen, pazarlamacının meslek haline getirdiği insan beynine ters düşen, ilk insanların hiç beceremediği ama yaptıkça profesyonelleşilen modern denen içinden hikmetin sıvıştığı zamanımızda, kullan-atlık bir kişilik metamorfozundan iberet gelmiyor mu ki? karşı tarafın canı cehenneme ama bu yaptıklarımıza biz şahit olmadık mı? en iyisi kulaklıklarımızı takıp kendimizi dış dünyadan sıyırmak.
Türkiyenin iki partisinin videosunu tek mesajda paylaşmamın sebebi, videolardaki olayın aynı olay ama kafaların ayrı dünya olduğunu gösterme gayretim. Bu dımdızlak görüntünün sebebi bu olay ya da şu kişi kesinlikle değildir. bence bu görüntünün sebebi, para benim mi yoksa başkasının mı cebine gireceği derdidir. Daha da hakaret edici birşey paylaşmadan sandık molotoftan daha çok yakar deyip daha fazla çekiştirip uzatmadan uzayıp çıktırayım.
İslâm’ın 3. halifesi Hz. Ömer’in bağlı kalınması talimatını vermiş olduğu, salt bu talimat nedeniyle adeta kutsal kabul edilip bağlılık gösterilen Arap putperestlerinin (yılda 11 gün hata veren) takvimi uyarınca Muharrem ayına girildi ya…
AKP genel başkanı Erdoğan günlerdir Arap tarihinin Muharrem ayında yaşanmış bir olayına yollamalar yaparak gündem köpürtüyor.
“Hüseyin” diyor… “Yezid” diyor. “Kerbelâ” diyor.
“Esed, Yezid’tir. Biz Hz. Hüseyin’in tarafındayız” diyor.
Özetle; yine ‘asabiyyet’ sergiliyor. Arap ‘asabiyyet’i…
(‘Asabiyyet’in sözlük anlamını verelim de konu yerli yerine otursun. ‘Asabiyet’in karşılığı şudur; “Sinirlilik. İmân ve İslâmiyeti, kendi akrabasını, vatanını, din veya milliyetini müdâfaa etmek gayreti”. Bkz. : http://www.osmanlicaturkce.com/?k=Asabiyyet&t=@ ).
Bitmez bu birilerinin sabah akşam din referanslı konuşmaları ve bu arada ‘asabiyyet’i, yani Arap kabilecilik şövenizminden kaynaklanan sorunları sürekli gündemimizde tutmaları.
Putperest Arap aileleri içinde ve kabileler arasında İslâmiyet'ten bir asır öncesine dayanan kavga ve düşmanlıklarla meşgul edilmemiz konusunda iki etkenden yararlanırlar.
Birincisi, din tarihi konusunda (kendileri de dahil) hepimizin cahil kılınmış olmamızdır.
İkincisi de, anlatılan olaylarda konular gerçek kimliğinden arındırılmış Arap isimlerinin arkasına gizlenir, kimin kim olduğunu bir türlü anlayamadığımız için, günümüzde halâ sürdürülen ve meze edildiğimiz Arap kan davalarının içyüzü kavranamaz.
Gelin şu konuyu çözelim.
R.T. Erdoğan’ın söz ettiği Yezid’ten başlayarak İslâmiyet’in ilk 70 yılından bazı portreler üzerinde duralım. Böylelikle, insanımızın özendirilmeye çalışıldığı o dönemi ve kahramanlarını biraz öğrenelim. En önemlisi, günümüzde halâ süren, toplumumuza egemen kılınmaya çalışılan o Arap asabiyyetinin kökenini, asıl neye dayandığını kavrayalım.
* * *
Okumanız 10 dakika çekebilir ama, belli mi olur, belki de kendinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın ömrü kurtulur. Çünkü, birilerinin kafamızı ve gönlümüzü sürekli meşgul ettikleri konuların gayet boş (ve çok da nahoş) olduğunu, her şeyin gidip putperest Arap aşiretleri arasındaki çıkar kavgalarına dayandığını göreceksiniz. Tayyipgiller bilmeyecek ama siz bileceksiniz. Din ve din tarihi konusunda Tayyipgillerden daha bilgili olmadıkça kimseye rahat yoktur.
* * *
Kimdir Yezid ?
Ümeyyeoğulları kabilesi soyundan İslâm’ın 6. halifesi…
Kerbelâ’da (Haşimoğulları kabilesi soyundan olan peygamberin torunu) Hz. Hüseyin’i ve tüm soyunu öldürtüp, kafalarını kestirten kişi…
Kendisine muhaliflerin odaklandığı Medine’yi dümdüz eden, başta Bedir Savaşı’nda peygamberin yanında yer almış sahabeler olmak üzere herkesi kılıçtan geçirten, tüm kızların ırzına geçirtip “Harre evlatları” denilen bin tane babasız çocuk doğmasına neden olan kişi…
Yine muhaliflerini yenmek adına Kâbe’yi yaktırıp, yıktıran kişi…
(Not : Kerbelâ olayı İslâm’daki en belirgin bölünme olan Sünnî-Şiî ayırımını perçinleyen olaydır. O olayın yaşandığı 10 Muharrem günü, Şiîler dövünür. Onların bu tepkisini gürültüye getirmek için Ümeyyeoğulları'nın / Emevîlerin uydurmuş oldukları festival bahaneleri ile de Sünnîler keyifle aşure pişirir, yer, birbirlerine ikram ederler. Bir taraf dövünürken, öbür taraf aşure keyfi sürer. Bu trajikomik görüntü, insanların neyi neden yaptığını bilmemelerinden kaynaklanır. Aslında yaptıkları, birazdan görüleceği üzere, Araplara ait bir kan davasının babadan miras kalmış taraftarlığını günümüzde de yaşatmaktır).
Kimdir Yezid ?
İslâm’ın 5. halifesi Muaviye’nin oğlu…
Kimdir Muaviye ?
Lâkabı, “ciğer yiyen kadının oğlu” olan kişi…
Neden bu lâkapla anılır ?
Uhud Savaşı’nda Hz. Hamza öldürülünce daha önce ettiği yemin uyarınca onun göğsünü yarıp çiğerini çıkaran ve ağzında çiğneyen Hind’in oğlu olması nedeniyle...
Hz. Hamza kimdir ?
Peygamberin amcası ve de süt kardeşi.
İslâm'ın 5. halifesi Muaviye’nin annesi olan ve Hz. Hamza’nın ciğerini çiğneyen Hind kimdir ?
Yalnız Muaviye’nin değil, Hz. Muhammed’in dokuzuncu eşi Ümmü Habibe’nin de annesi olması nedeniyle peygamberin kaynanası.
(Peygamberin kaynanası) Hind neden (peygamberin amcası) Hz. Hamza’nın ciğerini çiğnemeye yemin etmiş ve bunu yapmıştır ?
Bedir Savaşı’nda babası, kardeşi, amcası ve oğlunun öldürülmesinde Hz. Hamza’nın baş rolde olması nedeniyle…
(Bu arada şunu da ekleyelim. Bedir Savaşı’nda müslümanlara karşı savaşan ordunun başında Ebu Cehil bulunmaktadır ve Ebu Cehil, Hz. Ömer’in dayısıdır).
Kimdir Muaviye ?
Ümeyyeoğulları’nın lideri Ebu Süfyan’ın oğludur.
Haşimoğulları’ndan Hz. Muhammed ile taraftarlarının Bedir’de el koymayı öngördüğü Kureyş kervanının başındaki Ebu Süfyan’ın…
Uhud ve Hendek Savaşlarında Hz. Muhammed’e karşı başkomutanlık yapan Ebu Süfyan’ın…
Kızı Ümmü Habibe nedeniyle Hz. Muhammed’in kayınpederi olan Ebu Süfyan’ın…
Gücüyle başedilemeyeceğini görünce Mekke’yi Hz. Muhammed’e teslim eden, diğer tüm Mekkelilerle birlikte (mecburiyetten) müslüman olan Ebu Süfyan’ın…
Başkaca kimdir İslâm’ın 5. halifesi (ve kızkardeşi Ümmü Habibe nedeniyle peygamberin kayınbiraderi de olan) Muaviye ?
Hz. Muhammed’in kâtipliğini yapmıştır. Şam Valiliği görevinde bulunmuş, babası Ebu Süfyan’dan sonra Ümeyyeoğulları kabilesinin liderliğini üstlenmiş, Emevî devletini kurmuştur.
İslâm’ın 4. halifesi (ve aynı zamanda peygamberin hem amcaoğlu hem de damadı olan) Hz. Ali’ye karşı Siffın Savaşını yürüten, taktik olarak askerlerinin mızraklarına yırttırdığı Kur’an sayfalarını taktırtan ve sonuç olarak o savaşta 70 bin kişinin ölmesine yol açan kişidir Muaviye.
(İslâm’ın 5. halifesi olacak) Muaviye, 4. halife Hz. Ali’ye karşı bu savaşı hangi bahaneyle açmıştır ?
4. halife Hz. Ali, 3. halife Osman’ın katillerini bulup cezalandırma işini savsakladı diye…
Muaviye o konuyu neden önemser gözükmüştür ?
Kendisi gibi Hz. Osman da Mekke’nin Ümeyyeoğlu kabilesinden olduğu için… (Muaviye, Hz. Osman’ın amcasının torunuydu).
Kimdir Hz. Osman ?
Hz. Osman, ‘zinnûreyn/iki nur sahibi’ ünvanını taşır.
Hz. Osman’ın neden ‘iki nur sahibi’ ünvanı taşıdığını açıklayalım. Hz. Muhammed, iki kızı Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ü ilk önce amcası Ebu Leheb’in oğullarına vermişti. Ancak bu beraberlik sürmedi ve özellikle Ebu Leheb’in karısı (yani peygamberin yengesi) Ümmü Cemil’in muhalefeti nedeniyle ayrıldılar. Hz. Muhammed, daha sonra, bu kızlarını (biri ölünce diğeri olmak üzere) sırayla Hz. Osman’a verdi ve Hz. Osman ‘iki nur sahibi’ ünvanını böyle kazandı.
Kızların ilk eşlerinden ayrılış nedeni; Ebu Leheb ve karısının Hz. Muhammed’e yaymaya çalıştığı din nedeniyle karşıtlıklarıydı. “Ebu Leheb ellerin kurusun” ayeti ile başlayan, Hz. Muhammed’in amcası Ebu Leheb'i ve yengesi Ümmü Cemil'i lanetleyen Tebbet Sûresi işte onların bu karşıtlıkları nedeniyle vardır ve namazda okunacak dualar arasındadır. "Kur'an okuyorum, ibadet ediyorum" diyen müslümanlar 15 asırdır bu bedduayı tekrarlar. (Ebu Leheb’in karısı Ümmü Cemil’in, yalnız peygamberin yengesi değil, sonradan İslâm’ın 5. halifesi olacak Ümeyyeoğullarından Muaviye’nin halası olduğunu da kaydedelim).
Hz. Osman, zengindi ve Ümeyyeoğulları kabilesindendi. Haşimoğulları’ndan Hz. Muhammed’in İslâmı yayma konusunda özellikle Ümeyyeoğulları kabilesinin muhalefeti nedeniyle büyük zorluk çektiği bir dönemde Osman’ın İslâm’a kazanılması çok önemliydi ve elbete kendisinden kız esirgenecek değildi.
Hz. Muhammed büyük kızı Rukiye’yi amcası Ebu Leheb’in oğlundan alıp Osman’a verdiğinde, Osman 40, Rukiye ise 9-10 yaşlarındaydı.
3. halife Hz. Osman neden ve nasıl öldürülmüştür ?
Hz. Osman, halifeliği sırasında özellikle Ümeyyeoğulları’nı kayırması nedeniyle genel bir hoşnutsuzluk yaratmış, isyana neden olmuştur. Evi günlerce kuşatılmış, sonunda evine girilerek Kur’an okuduğu bir sırada katledilmiştir. Taşlanmasından korkulduğu için cenazesi bir türlü kaldırılamamış, üç gün ortada kalmış ve nihayet gece karanlığında bir Yahudi mezarlığına gömülebilmiştir.
(2. halife Hz. Ömer’in mescidde namaz kılarken, 4. halife Hz. Ali’nin ise mescidden çıkarken uğradıkları suikastler sonucu öldürüldüklerini de bu arada hatırlayalım).
Hz. Osman’a karşı isyanı yürütenlerin başında Muhammed b. Ebu Bekir bulunmaktaydı.
Halife Osman’ın katline kadar varan isyanın öncülerinden Muhammed b. Ebu Bekir kimdir ?
Muhammed b. Ebu Bekir, ilk halife Hz. Ebu Bekir’in oğlu, (peygamberin eşlerinin üçüncüsü) Hz. Ayşe’nin kardeşi, dolayısıyla Hz. Muhammed’in kayınbiraderidir.
Hz. Ayşe tarihe hangi kanlı savaşla geçmiştir ?
Hz. Muhammed’in eşi ve ilk halife Ebu Bekir’in kızı olan Hz. Ayşe, peygamberin kuzeni ve de damadı olan 4. halife Hz. Ali’ye karşı onbini aşkın kişinin öldüğü Cemel Savaşı’nı yürütmüştür.
Hz. Ayşe’nin Hz. Ali’ye karşıtlığı nereden kaynaklanmaktadır ?
Hz. Ayşe’nin, namusunun konu edildiği (ayrıntısına burada girilmeyecek ama İslâm tarihinde başlıbaşına bir sorun olan) Ifk Olayı’nda takındığı tavır nedeniyle Hz. Ali’ye kızgın olduğu söylenir.
Cemel Savaşı’nda İslâm’ın halifesi (peygamberin amcaoğlu ve de damadı) Hz. Ali’ye karşı Hz. Ayşe’nin yanında savaşan Zübeyr b. Avvam kimdir ?
Zübeyr b. Avvam’ın babası, Hz. Muhammed’in ilk eşi olan Hz. Hatice’nin kardeşi (yani, peygamberin kayınbiraderi) Avvam’dır. Annesi ise, Hz. Hamza’nın kızkardeşi ve peygamberin halası olan Safiye’dir. Dolayısıyla Zübeyr, Hz. Muhammed'in kayınbiraderinin oğlu olmakla kalmayıp, aynı zamanda kuzenidir.
Zübeyr'i, babası küçük yaşta öldüğü için, “Kureyş aslanı” lâkabına sahip amcası Nevfel büyütmüştür.
Zübeyr, Bedir Savaşı’nda Hz. Muhammed’in yanında yer almış, amcası Nevfel’i karşı safta yer aldığı için bu savaşta öldürmüştür.
Abdullah b. Zübeyr kimdir ?
Babası, yukarıda anılan Zübeyr b. Avvam’dır. Annesi ise halife Ebu Bekir’in kızı Esma’dır. Dolayısıyla, peygamberin eşi Hz. Ayşe onun teyzesidir. Ona Abdullah adını koyan da zaten bizzat eniştesi Hz. Muhammed'tir.
Abdullah, 3. halife Osman’ın damadı olmuştur.
Peygamberin torunu Hz. Hüseyin ile eşzamanlı olarak 6. halife Yezid’e karşı çıkmış, Hicaz ve Irak bölgesinde halifeliğini ilân etmiştir.
Hz. Hüseyin’in Yezid’in ordusu tarafından Kerbelâ’da halledildiğini biliyoruz. Abdullah b. Zübeyr de Mekke’de kıstırılmıştır. Yezid orduları ile giriştiği bu savaşta, 683 yılında, Kâbe yanmış ve yıkılmıştır. Bu Kâbe’nin ilk ve son yanıp yıkılışı değildir. Halife Yezid’in ölmesi üzerine kendisine saldıran ordu savaşa son verince Abdullah kurtulmuş, ancak 692 yılında, 9. İslâm halifesi Abdülmelik’in komutanı Haccac’ın elinden kurtulamamış ve öldürülmüştür. Haccac Abdullah’ı ortadan kaldırırken, ilk saldırıdan sonra yeniden inşa edilmiş olan Kâbe’yi bir kez daha yakıp yıkmıştır.
(Ümeyyeoğullarının soyundan olan Emeviler’in saltanatına Haşimoğulları soyundan Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın torunları/Abbasîler son vermiş, tüm Emevî önde gelenleri ve taraftarlarını bir tane bırakmamacasına katletmiş, onların soyundan olan halife ve devlet adamlarının mezarlarını açıp iskeletlerini yakmış, yakın tarihte ölmüş olanların cesetlerini mezardan çıkarıp ilk önce asmış, sonra da yakmışlardır).
* * *
NOT : Yukarıda kapsanan döneme ait en önemli çatışma, günümüzdeki Sünnî-Şiî ayırımının başlangıcı kabul edilmesi gereken konulardır. Şiîler, Ebu Bekir’in (Ömer'in desteğiyle) yalnız halifeliği değil, peygamberin mirasını da gaspedip kızı (ve Hz. Alinin eşi) Fatıma’ya vermediği, Hz. Ömer’in Fatıma’nın çocuk düşürüp sonuçta da ölmesine neden olduğu gibi tezlere sahip oldukları için, yalnız Hz. Ali ve çocukları ile savaşmış Emevî halifelerini değil, İslâm’ın ilk halifelerini de ‘hazret’ sıfatıyla anan Sünnîlerle bağdaşmaları mümkün değildir.
* * *
Hicrî takvimin başlangıcı olan M.S. 622’yi izleyen 70 yıl içindeki olay kahramanlarına ilişkin bazı satır başlarını okudunuz.
Hepsi de birbiri ile eş, dost, akraba olan kişilerin birbirlerini nasıl boğazladıklarını, ömürlerinin birbirlerine düşmanlık ile geçtiğini, birbirleriyle savaşırken savaş taktiği olarak icabında Kuran’ı bile parçaladıklarını, gözlerini kırpmadan kaç kez Kâbe’yi yakıp yıktıklarını okudunuz.
“Ah, İslâm’ın başlangıç yılları ne güzelmiş” ya da “Ulus kavramı insanları bölüyor, din birleştirir.Kardeşliği ancak İslâm sağlar” gibi tekerlemelerin ne kadar geçerli olduğunu düşüne durun, tüm o kavgaların başlangıcında temel rol oynayan konuya ilişkin ipucu verelim.
Mekke’yi ve dolayısıyla Kâbe’yi Kureyşlilerin egemenliğine sokan Hz. Muhammed’in dört kuşak öteden dedesi olan Kusay’dır.
Kusay’dan sonra egemenlik oğlu Abd’u Menaf’a geçmiştir.
Abd’u Menaf’tan sonra ise, iki oğlu Haşim ile Abdu Şems iki büyük kabilenin öncüleri olmuşlardır. Haşim’den Haşimoğulları, Abdu Şems’ten ise Ümeyyeoğulları üremiştir.
Haşimoğulları ve Ümeyyeoğulları, hac ve Kâbe’nin büyük bir menfaat kapısı olması nedeniyle Mekke’nin egemenliği üzerinde büyük bir rekabet ve çekişme içinde olmuşlardır. Arabistan’ın diğer kabileleri de bu iki rakip kabile etrafında toplanmış, kamplaşmışlardır.
Haşimoğulları’ndan birinin (Hz. Muhammed’in) peygamber olarak ortaya çıkması mevcut rekabet dengesini altüst edecek bir gelişme olduğu için tavırlar buna göre belirlenmiştir. Genel hatları ile, Haşimoğulları ile müttefiki olan kabileler Hz. Muhammed yanlısı, Ümeyyeoğulları ve müttefikleri ise karşıt olmuşlardır. İslâm’ın bazı kişi ve kabilelerce benimsenip bazılarınca benimsenmemesi, bu temel ayırım uyarınca olmuştur. Ümeyyeoğulları cephesi, Mekke’deki Hz. Muhammed taraftarlarına ambargo, sonra da Mekke’den kaçmalarına (hicret’e) neden olacak şekilde sert bir tepki göstermiştir. Medine’ye göçmüş ve Ümeyyeoğulları bloğuna bir darbe indirmek isteyen Hz. Muhammed ve taraftarlarının karşı tarafa ait bir kervana el koyma girişimi de, Bedir Savaşı’na yol açmış, Uhud ve Hendek savaşları da Bedir’in rövanşı olarak gündeme gelmiştir. O rövanşlaşma güdüsü hiç bitmemiş, Kerbelâ’da önemli bir doruğa ulaşmış, günümüze kadar da uzanmıştır.
.
İslâm içerisinde bugün halâ süren kan davasının İslâm’dan önceki putperest Arapların aşiret kavgalarına dayandığına ilişkin okuma yapmak isteyenler için bazı kaynaklar :
*http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/779/9991..pdf
*http://ucmaz.home.uludag.edu.tr/PDF/ilh/2001-10(1)/htmpdf/M-11.pdf (s. 9 sonrası)
*http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_9/Haricili%C4%9Fin%20Ortaya%20%C3%87%C4%B1kmas%C4%B1nda%20Etkili%20Olan%20Sosyo-K%C3%BClt%C3%BCrel%20Fakt%C3%B6rler%20-%20MNuharrem%20Ako%C4%9Flu.pdf (s. 5)
*http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt2/sayi6pdf/imamoglu_vehbi.pdf (s. 313)
*http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/21e07a6c6398569.pdf
*http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/600.pdf
*http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/245.pdf
ALINTIDIR...
Gürkan [del] to
usta
yukarıdaki anlatılmak istenen yazının özeti aslında vurgu budur ,
"Hepsi de birbiri ile eş, dost, akraba olan kişilerin birbirlerini nasıl boğazladıklarını, ömürlerinin birbirlerine düşmanlık ile geçtiğini, birbirleriyle savaşırken savaş taktiği olarak icabında Kuran’ı bile parçaladıklarını, gözlerini kırpmadan kaç kez Kâbe’yi yakıp yıktıklarını okudunuz.
“Ah, İslâm’ın başlangıç yılları ne güzelmiş” ya da “Ulus kavramı insanları bölüyor, din birleştirir.Kardeşliği ancak İslâm sağlar” gibi tekerlemelerin ne kadar geçerli olduğunu düşüne durun, tüm o kavgaların başlangıcında temel rol oynayan konuya ilişkin ipucu verelim."
bu yazı peygamberi ve sahabesini basite indirgeyen basit düşünce hadsiz bir yazıdır,
islamı hakkıyla yaşamaya çalışan kişilerin o zamanlarda da bu zamanda da çıkarcıların ve süre getirdikleri oyunlarına kurban edilmektedirler,
muharrem ayının gene basite indirgeyen bu yazıyı hazırlayan ve paylaşan seni kınıyorum,
hadis;
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç (ayı) şehrullah olan muharrem ayıdır. Farz namazdan sonra en efdal namaz da gece namazıdır."
hadise göre muharrem ayı kerbela kutlaması yada yası değildir yukarıdaki anlatılanlar gibi peygamberimizin hadisinde belirtildiği kerbeladan öncede sonrada Müslümanların idame ettirdiği mübarek bir aydır.
"Hepsi de birbiri ile eş, dost, akraba olan kişilerin birbirlerini nasıl boğazladıklarını, ömürlerinin birbirlerine düşmanlık ile geçtiğini, birbirleriyle savaşırken savaş taktiği olarak icabında Kuran’ı bile parçaladıklarını, gözlerini kırpmadan kaç kez Kâbe’yi yakıp yıktıklarını okudunuz.
“Ah, İslâm’ın başlangıç yılları ne güzelmiş” ya da “Ulus kavramı insanları bölüyor, din birleştirir.Kardeşliği ancak İslâm sağlar” gibi tekerlemelerin ne kadar geçerli olduğunu düşüne durun, tüm o kavgaların başlangıcında temel rol oynayan konuya ilişkin ipucu verelim."
bu yazı peygamberi ve sahabesini basite indirgeyen basit düşünce hadsiz bir yazıdır,
islamı hakkıyla yaşamaya çalışan kişilerin o zamanlarda da bu zamanda da çıkarcıların ve süre getirdikleri oyunlarına kurban edilmektedirler,
muharrem ayının gene basite indirgeyen bu yazıyı hazırlayan ve paylaşan seni kınıyorum,
hadis;
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç (ayı) şehrullah olan muharrem ayıdır. Farz namazdan sonra en efdal namaz da gece namazıdır."
hadise göre muharrem ayı kerbela kutlaması yada yası değildir yukarıdaki anlatılanlar gibi peygamberimizin hadisinde belirtildiği kerbeladan öncede sonrada Müslümanların idame ettirdiği mübarek bir aydır.
Eskişehirde Kızlı-Erkekli Ev Baskını
Eskişehir'de bir grup TGB üyesi genç, polise tuzak kurdu; ancak oyunları tutmadı! Kapıya gelen polisleri gizli kameraya alan öğrenciler, kızlı erkekli kaldıklarını söyleselerde polis gürültü ihbarı yapıldığını, bunun dışında herhangi bir işlem yapılamayacağını söyledi. İşte TGB'nin polise, kızlı erkekli oyunu;
Öğrenci grubu, polise yaptıkları telefon ihbarından başlayarak polislerin apartman önüne gelişi, kapıyı açan biri kız diğeri erkek öğrenci ile aralarında geçen konuşmanın gizli çekilen görüntülerini sosyal medyada paylaştı. Görüntüler bazı televizyon kanallarında da yayınlandı.
(edited)