Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Spor Haberleri
usta to
Sabri Düşkün
gs seneye iyi yabancı bir hoca bizim burda yaptığımız gibi tum takımı 18 yapıp yeni ekol yaratırlarsa seve seve kombine alırım.belki batmaktan da kurtulurlar.
(edited)
(edited)
hasanmutlu to
usta
Kimsenin battığı yok hocam. Ülkenin içinde bulunduğu ortam malum ama veriyle konuşmaya gelirsek; Galatasaray yönetimi 3 sezondur iyi bir mali sistem kurdu. Geçtiğimiz yıllarda önce 300m Euro'yu aştı, bu sezon sonunda 370-400m Euro ile Deloitte money league'de muhtemelen ilk 15 ile 20 arasında bir yere oturacak. Mevcut yıllık gelirle borç oranı baz alındığında endişe edilecek bir şey yok. Elbette daha iyi olabilir ama günümüzdeki haline de "bundan iyisi Şam'da kayısı" denebilir. (Bu kadar gelir var borçlar(yükümlülükler) neden azalmıyor diye soranlarla da ekonomi de konuşabiliriz, kapitalist düzende borç gerçekten "yiğidin kamçısıdır", borç ödenebilir düzeyde oldukça bir şey olmaz hele de "too big to fail" şirketlere hiç bir şey olmaz)
Gelir-Borç dengesinde endişe etmesi gereken kulüp BJK. Fenerbahçe bir şekilde tekerini yürütüyor ama son mali raporlara göre Galatasaray'ın geliri (ilk 9 ay) neredeyse FB ve BJK'nin toplamı kadar bir şeydi (GS ~15 milyar TL, FB ~9.8 milyar TL, BJK ~5.1 milyar TL).
Yabancı hoca sevdası(yabancı oyuncu aşkı, yerlilere tü kafa çekilmesi de ayrı bir mesele), eldekini ıskartaya çıkarıp her zaman daha iyisini arzulamak işi tehlikeli bir yol. Hocalık 4231, 343, 433'ten; Ali'yi oynatma Veli'yi oynat; "Benim hayalimdeki düzen x, Hasan benim kafamdaki çerçeveye uymuyor, oynatmıyor yollayalım Hans getirelim o yapar" yöntemleri yüksek yüzdeli çalışıyor olsaydı futbolun f'sinden anlamayan para babası Amerikalı, Araplar onu parayla satın alırdı, hedeflerine ulaşabilirdi.
Türk kulüplerinde teknik direktörün özel ve zor bir konumu var, dünyanın geri kalanından farklı. Buradakiler ne EPL'deki gibi "manager" ne de sportif direktör veya farklı bir sportif ayrı bir aklın olduğu Almanya vs ülkelerdeki gibi sadece "head coach". Hepsinden belli bir tutamda var. Hem kararları tek başına veremiyor hem de kendi vermediği kararların sorumluluğunu yüklenmesi bekleniyor. Bir iş olumlu olunca kredisini yönetici alıp, t.d.'ün hiç bir payı yokmuş gibi konuşulurken; yapılan iş ( alınan oyuncu, gönderilen oyuncu, bunlarla alakalı mali bir karar veya seçim) kötü sonuç verince ihale sadece hocaya (bazen de sadece oyuncuya) kalıyor. Çünkü hoca genelde en kolay harcanabilir olan :)
Oyuncu idaresi bambaşka bir sıkıntı. Oyuncularla arasının iyi olması gerek, kötü olanı direkt "yiyorlar". Bizim ülkemizde bu çok hafife alınırken elit pek çok "hoca" teknik direktörlüğün %70-80 gibi ana unsurunun bu olduğunu dile getiriyor.
Ülkenin iç dinamiklerini bilmek de yerli bir hoca için bambaşka bir avantaj. Bunlar da anlamlandıramadığım bir şekilde görmezden geliniyor Hocanın sadece futbol bilmesi de yetmiyor, kafası sadece futbola çalışan adamın da burada büyük kulüpte başarılı olması mucize. Sosyal becerileri, insan-medya ilişkileri de üst düzey olması gerek. Her büyük kulübün başarılı olması için belli bir tarzda oyun oynaması gerekiyor, "hakim oyun" oynatmayan bir hoca şampiyon olamıyor, bazen o oyunu oynatsa da yetmiyor.
Neyse şimdi madde madde sıralayıp uzatmayayım.
"Okan gitsin, Klopp gelsin", "Okan gitsin, Arda gelsin", "Terim nerede Terim?", "Okan gitsin de kim gelirse gelsin, bu takım zaten bunu yapar" diyenler; büyük ihtimalle "büyük" yanılıyorsunuz. Yapamaz.
Klopp hocalığa dönecek olsa Real'inden tut Liverpool'una kapısında 20 kulüp yatar. Mourinho gibi devri geçmiş, karton aslan olmayan; gerçekten "elit" hocaları TR'ye getiremiyoruz. Ha gelseler de 2 deplasman beraberliğinde taraftardan yiyeceği küfürle dumura uğrarlar. Sadece parası olduğu için kendini padişah sanan bir yöneticinin ona akıl vermesiyle çıkacak krizlere de girmiyorum. Bunun bir de yamyam medyası var...
Arda'yı sadece haberlerden, twitlerden takip edenler var sanırım. Ben maçlarını izliyorum; ne oynatmaya çalıştığı futbol, ne mevcut şartlarıyla oynattığı futbol kendisine Kasım'ı göstermez. Toyluğu, karakteri vs de ayrı konular şimdilik. Tartışmak isteyen olursa argümanlarıyla birlikte cevap da verebilirim.
F. Terim gönlümüzde farklı yerde lakin devri geçti artık kabul edip uzatmamak, güzel hatıralarla kalmasını da sağlamak gerek. 73'ünden sonra kaseti başa sarmanın da alemi yok.
"Bundan kötüsü olmaz"cılara hayal aleminde başarılar :)
Hocanın bir sistemi var, bunu verilerle de açıklarım "bence"lere kalmaz iş. Yapmaya çalıştığında oldukça başarılı. Ha benim de arzu ettiğim gibi oynanmıyor en iyi sonuç aldığı, oyun oynandığı maçlarda dahi ve hata yapma sayısının da önceki 3 seneye göre periyodunun arttığına maalesef katılıyorum ama bu takım Hasan'ın, Ali'nin, Veli'nin kafasındakini değil, Okan ve ekibinin istediği oyunu oynamaya çalışıyor. Bazen sınırlar her iki tarafta da aşılıyor ve gerçekler görünmez olabiliyor herhalde...
Okan hoca ve ekibi, yönetimi, Galatasaray taraftarı "suffering from success" olayını yaşıyor..
Bütün meseleyi arzu edenle forumda da özelde de uzun uzun konuşmaya hazırım. Canı sıkılan, muhabbet etmek isteyene her zaman kapım açık.
Belki de en önemlisini sona sakladım. Seneye umarım Galatasaray'ın yanında bir takım daha şampiyonlar liginde 10-12 maç yapar, o zaman görürüz kim Nisan-Mayıs geldiğinde ne halde oluyor :)
Gelir-Borç dengesinde endişe etmesi gereken kulüp BJK. Fenerbahçe bir şekilde tekerini yürütüyor ama son mali raporlara göre Galatasaray'ın geliri (ilk 9 ay) neredeyse FB ve BJK'nin toplamı kadar bir şeydi (GS ~15 milyar TL, FB ~9.8 milyar TL, BJK ~5.1 milyar TL).
Yabancı hoca sevdası(yabancı oyuncu aşkı, yerlilere tü kafa çekilmesi de ayrı bir mesele), eldekini ıskartaya çıkarıp her zaman daha iyisini arzulamak işi tehlikeli bir yol. Hocalık 4231, 343, 433'ten; Ali'yi oynatma Veli'yi oynat; "Benim hayalimdeki düzen x, Hasan benim kafamdaki çerçeveye uymuyor, oynatmıyor yollayalım Hans getirelim o yapar" yöntemleri yüksek yüzdeli çalışıyor olsaydı futbolun f'sinden anlamayan para babası Amerikalı, Araplar onu parayla satın alırdı, hedeflerine ulaşabilirdi.
Türk kulüplerinde teknik direktörün özel ve zor bir konumu var, dünyanın geri kalanından farklı. Buradakiler ne EPL'deki gibi "manager" ne de sportif direktör veya farklı bir sportif ayrı bir aklın olduğu Almanya vs ülkelerdeki gibi sadece "head coach". Hepsinden belli bir tutamda var. Hem kararları tek başına veremiyor hem de kendi vermediği kararların sorumluluğunu yüklenmesi bekleniyor. Bir iş olumlu olunca kredisini yönetici alıp, t.d.'ün hiç bir payı yokmuş gibi konuşulurken; yapılan iş ( alınan oyuncu, gönderilen oyuncu, bunlarla alakalı mali bir karar veya seçim) kötü sonuç verince ihale sadece hocaya (bazen de sadece oyuncuya) kalıyor. Çünkü hoca genelde en kolay harcanabilir olan :)
Oyuncu idaresi bambaşka bir sıkıntı. Oyuncularla arasının iyi olması gerek, kötü olanı direkt "yiyorlar". Bizim ülkemizde bu çok hafife alınırken elit pek çok "hoca" teknik direktörlüğün %70-80 gibi ana unsurunun bu olduğunu dile getiriyor.
Ülkenin iç dinamiklerini bilmek de yerli bir hoca için bambaşka bir avantaj. Bunlar da anlamlandıramadığım bir şekilde görmezden geliniyor Hocanın sadece futbol bilmesi de yetmiyor, kafası sadece futbola çalışan adamın da burada büyük kulüpte başarılı olması mucize. Sosyal becerileri, insan-medya ilişkileri de üst düzey olması gerek. Her büyük kulübün başarılı olması için belli bir tarzda oyun oynaması gerekiyor, "hakim oyun" oynatmayan bir hoca şampiyon olamıyor, bazen o oyunu oynatsa da yetmiyor.
Neyse şimdi madde madde sıralayıp uzatmayayım.
"Okan gitsin, Klopp gelsin", "Okan gitsin, Arda gelsin", "Terim nerede Terim?", "Okan gitsin de kim gelirse gelsin, bu takım zaten bunu yapar" diyenler; büyük ihtimalle "büyük" yanılıyorsunuz. Yapamaz.
Klopp hocalığa dönecek olsa Real'inden tut Liverpool'una kapısında 20 kulüp yatar. Mourinho gibi devri geçmiş, karton aslan olmayan; gerçekten "elit" hocaları TR'ye getiremiyoruz. Ha gelseler de 2 deplasman beraberliğinde taraftardan yiyeceği küfürle dumura uğrarlar. Sadece parası olduğu için kendini padişah sanan bir yöneticinin ona akıl vermesiyle çıkacak krizlere de girmiyorum. Bunun bir de yamyam medyası var...
Arda'yı sadece haberlerden, twitlerden takip edenler var sanırım. Ben maçlarını izliyorum; ne oynatmaya çalıştığı futbol, ne mevcut şartlarıyla oynattığı futbol kendisine Kasım'ı göstermez. Toyluğu, karakteri vs de ayrı konular şimdilik. Tartışmak isteyen olursa argümanlarıyla birlikte cevap da verebilirim.
F. Terim gönlümüzde farklı yerde lakin devri geçti artık kabul edip uzatmamak, güzel hatıralarla kalmasını da sağlamak gerek. 73'ünden sonra kaseti başa sarmanın da alemi yok.
"Bundan kötüsü olmaz"cılara hayal aleminde başarılar :)
Hocanın bir sistemi var, bunu verilerle de açıklarım "bence"lere kalmaz iş. Yapmaya çalıştığında oldukça başarılı. Ha benim de arzu ettiğim gibi oynanmıyor en iyi sonuç aldığı, oyun oynandığı maçlarda dahi ve hata yapma sayısının da önceki 3 seneye göre periyodunun arttığına maalesef katılıyorum ama bu takım Hasan'ın, Ali'nin, Veli'nin kafasındakini değil, Okan ve ekibinin istediği oyunu oynamaya çalışıyor. Bazen sınırlar her iki tarafta da aşılıyor ve gerçekler görünmez olabiliyor herhalde...
Okan hoca ve ekibi, yönetimi, Galatasaray taraftarı "suffering from success" olayını yaşıyor..
Bütün meseleyi arzu edenle forumda da özelde de uzun uzun konuşmaya hazırım. Canı sıkılan, muhabbet etmek isteyene her zaman kapım açık.
Belki de en önemlisini sona sakladım. Seneye umarım Galatasaray'ın yanında bir takım daha şampiyonlar liginde 10-12 maç yapar, o zaman görürüz kim Nisan-Mayıs geldiğinde ne halde oluyor :)
Türkiye de ki büyük klüplere hiç bir şey olmaz hocam , Giderler bir bahis firmasının reklamını yaparlar , kara para aklayan bir yöneticiyi kadrolarına katarlar , terör örgütlerine finans sağlayan şirketlerin reklamını yaparlar , devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmez gerekirse yanaklarını okşatırlar , ellerinde ki araziyi satıp daha sonra ucuza geri alıp hemen çok daha yüksek fiyata anlaşmalar yaparlar , şu anda aklıma gelmeyenler de vardır mutlaka ama şu bir gerçek ki bu ülkede büyük takımlara bir şey olmaz güç kimdeyse ona en yakın olan pastadan büyük payı alır.
Birileri de fenerin salıncağından inerse çok daha güzel olacak