Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Spor Haberleri
Bursaspor Galatasara'dan servet istedi...
Bursaspor, Sercan Yıldırım ve Volkan Şen'i isteyen Aslan'a bu cevabı verdi:
SABRİ+BATDAL+10 MİLYON
Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Devre arasında takımı güçlendirme hesapları yapan Galatasaray'ın, Bursasporlu 2 futbolcuda ısrarı sürüyor. Sercan ve Volkan'a Aslantepe'de sarı-kırmızılı formayı giydirmek isteyen yönetimin bu arzusuna Timsah taş koydu. 2 yıldıza karşılık adeta servet istedi.
Galatasaray'ın Volkan Şen ve Sercan Yıldırım aşkı bitmek bilmiyor. Bursaspor yönetimi bu ikili için hiçbir kulüpten teklif almadıklarını söylese de benim haber kaynağım olayın hiç de böyle olmadığını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde sarı-kırmızılı yönetim, Volkan Şen ve Sercan Yıldırım'ı takımlarında görmek istediklerini bir kez daha yeşil-beyazlı idarecilere ilettiler.
ŞAŞKINA DÖNDÜLER
Ama bu kez Bursaspor yöneticilerinden bu teklife karşı inanılmaz bir cevap aldılar. İdareciler, Galatasaray yöneticilerine "Bu transfer tabii ki olabilir. Ama bize bu 2 oyuncu karşılığında Sabri Sarıoğlu ve Mehmet Batdal artı 10 milyon Euro isteriz. O zaman biz de bu transfere onay veririz" diye karşı bir alternatif sunarlar. Bu olay karşısında kısa süre bir şaşkınlık yaşayan sarı-kırmızılı yöneticiler, "Biraz düşünelim. Size en kısa zamanda olumlu ya da olumsuz bir cevap vereceğiz" sözleriyle görüşmeden ayrılırlar. Galatasaray'ın cevabının ne olacağını ben de merakla bekliyorum. Öğrendiğim gibi de bu sayfalarda sizinle paylaşacağım.
SÜRPRİZ İSİM ÖMER AYSAN
Bu arada, Galatasaray'ın bu ikiliden başka Türkiye'den almak istediği sürpriz bir isim daha ortaya çıktı. Sarı-kırmızılıların teknik direktörü Hagi, yöneticilere eski Trabzonsporlu şimdiki Manisasporlu Ömer Aysan'ı takımda çok görmek istediğini söyledi. İdareciler de bu oyuncu için nabız yokladı. Bir iki gün içinde, 28 yaşındaki defans oyuncusunun takıma katılıp katılmayacağı netlik kazanacak.
www.milliyet.com.tr
Eğer böyle birşeye evet derlerse noter onaylı beyinsiz oldukları tescillenecek..
Bursaspor, Sercan Yıldırım ve Volkan Şen'i isteyen Aslan'a bu cevabı verdi:
SABRİ+BATDAL+10 MİLYON
Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Devre arasında takımı güçlendirme hesapları yapan Galatasaray'ın, Bursasporlu 2 futbolcuda ısrarı sürüyor. Sercan ve Volkan'a Aslantepe'de sarı-kırmızılı formayı giydirmek isteyen yönetimin bu arzusuna Timsah taş koydu. 2 yıldıza karşılık adeta servet istedi.
Galatasaray'ın Volkan Şen ve Sercan Yıldırım aşkı bitmek bilmiyor. Bursaspor yönetimi bu ikili için hiçbir kulüpten teklif almadıklarını söylese de benim haber kaynağım olayın hiç de böyle olmadığını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde sarı-kırmızılı yönetim, Volkan Şen ve Sercan Yıldırım'ı takımlarında görmek istediklerini bir kez daha yeşil-beyazlı idarecilere ilettiler.
ŞAŞKINA DÖNDÜLER
Ama bu kez Bursaspor yöneticilerinden bu teklife karşı inanılmaz bir cevap aldılar. İdareciler, Galatasaray yöneticilerine "Bu transfer tabii ki olabilir. Ama bize bu 2 oyuncu karşılığında Sabri Sarıoğlu ve Mehmet Batdal artı 10 milyon Euro isteriz. O zaman biz de bu transfere onay veririz" diye karşı bir alternatif sunarlar. Bu olay karşısında kısa süre bir şaşkınlık yaşayan sarı-kırmızılı yöneticiler, "Biraz düşünelim. Size en kısa zamanda olumlu ya da olumsuz bir cevap vereceğiz" sözleriyle görüşmeden ayrılırlar. Galatasaray'ın cevabının ne olacağını ben de merakla bekliyorum. Öğrendiğim gibi de bu sayfalarda sizinle paylaşacağım.
SÜRPRİZ İSİM ÖMER AYSAN
Bu arada, Galatasaray'ın bu ikiliden başka Türkiye'den almak istediği sürpriz bir isim daha ortaya çıktı. Sarı-kırmızılıların teknik direktörü Hagi, yöneticilere eski Trabzonsporlu şimdiki Manisasporlu Ömer Aysan'ı takımda çok görmek istediğini söyledi. İdareciler de bu oyuncu için nabız yokladı. Bir iki gün içinde, 28 yaşındaki defans oyuncusunun takıma katılıp katılmayacağı netlik kazanacak.
www.milliyet.com.tr
Eğer böyle birşeye evet derlerse noter onaylı beyinsiz oldukları tescillenecek..
bence beyinsiz olan gs yönetimi değil Bursa yönetimi ueheuhe sundukları teklife bak sanki messiyi alıyoruz euheuhe
ben gs yönetiminin yerinde olsam hemen kabul ederdim. hatta 10 değil 20 milyon dolar verirdim..
adamlar sabriyi istiyor. gs için en büyük transfer bence sabrinin gitmesidir:))
adamlar sabriyi istiyor. gs için en büyük transfer bence sabrinin gitmesidir:))
takasta sabri var diye mi bu kadar para istediler acaba :))
Beşiktaş'ın yaptığı inanılmaz transferler, futbol dünyamızı hareketlendirirken iddialı yorumlarda birbirini kovalıyor. Sinan Engin'in BEŞİKTAŞ 17 de 17 YAPAR açıklamasından sonra, Beşiktaş'ın eski teknik direktörü , Lig TV yorumcusu Mustafa Denizli de Beşiktaş'ın şu anki kadrosunu TÜRKİYE BÖYLE KADRO GÖRMEDİ diyerek Sinan Engin gibi İKİNCİ YARIYI KAYIPSIZ GEÇERSE KİMSE ŞAŞIRMASIN iddiasında bulundu. . Siyah Beyazlı takım kaptanı İbrahim Üzülmez ise ikinci yarı için RAKİPLERİMİZ BİZDEN KORKSUN dedi.. İŞTE HABERİN AYRINTISI
DENİZLİ..
BEŞİKTAŞ ŞAMPİYONLUĞUN EN BÜYÜK ADAYIDIR. İNÖNÜ DE İDMAN YAPSA TRİBÜNLER DOLAR.. İKİNCİ YARIYI KAYIPSIZ GEÇER..
Kartal geçmişte bir araya gelmemiş, gelecekte bir araya gelmesi zor olan yeni kadrosuyla şampiyonluğun en büyük adaylarından biridir. Bu takım antrenmanlarını İnönü’de yapsa, stat yine dolar. Bu takım ligde ikinci devreyi puan kayıpsız geçerse, kimse bu iş nasıl oldu diyemez
Sezon başında Quaresma, Guti, Hilbert, Aurelio ve Ersan'ı transfer eden Beşiktaş ilk yarıda Trabzon'dan 14 puan fark yedi. Size göre nerelerde hata yapıldı?
Transferlerde hata yok. Bu transferlerin yapıldığı günlerde, Beşiktaş, Türkiye liglerinin en renkli, en ilgi çekici, kupaların en büyük adayı olarak sezona girdi. Böyle girmesi de doğal. Türk futbolunun tabiri yerindeyse dudak uçuklatan transferleri oldu. Sezon başındaki görüntüsüyle de düşünceleri pekiştirdi. Ama gel zaman git zaman takım olma olgusu Türkiye'deki futbolun sertliği ve oynatmamaya yönelik anlayış, Beşiktaş'ın hesaplarını biraz bozdu. Hiç beklenmeyen bir tabloyla karşı karşıya kalındı.
Kısacası ilk yarı itibariyle düşünülenden çok uzak bir klasman yeri ve futbol görüntüsü ortaya çıktı. Bir hayal kırıklığı oluştu. Ziraat Türkiye Kupası'nda Gaziantep Büyükşehir Belediye'ye yenilmesi acaba kupada da aynı görüntü mü oluşacak dedirtirken, Konya Torku Şeker maçıyla umutlar tazelendi. Özetle beklenen ve düşünülen ilk yarı itibariyle gerçekleşmedi.
Beşiktaş'ın sezonun ikinci yarısındaki hedefi ne olmalı?
Beşiktaş bu kadrosuyla, bu düşünce yapısıyla Şampiyonlar Ligi'nin dışında kalırsa eğer, büyük hayal kırıklığı hatta biraz daha öte fiyasko olur... Beşiktaş şampiyonluğun mutlak takipçisidir. Hele hele rakipler için sinir bozan transferleriyle şampiyonluğun en büyük adaylarından biridir. Bu Beşiktaş ikinci yarıyı puan kayıpsız geçerse kimse bu iş nasıl oldu diyebilme hakkına sahip değil.
Çünkü Beşiktaş'ın kadrosuyla Türkiye Süper Ligi ayrı ayrı yerlerde. Bu kadro bu lige birkaç gömlek fazla bir kadro. Tabii bu oyuncuların bir araya getirilmesi kadar onların takım olması da bir o kadar önemli. Beşiktaş eğer bunu başarırsa şampiyonluk çok büyük sürpriz olmaz. Beşiktaş'ın önünde çok güzel bir üç maçlık seri var. İstanbul dışına çıkmadan Bucaspor, Büyükşehir (D) ve Karabükspor'la oynayacaklar. Buradan 9 puanla çıktığı takdirde önündeki bütün takımlara ciddi bir rahatsızlık verecektir. İlk üç hafta sonunda klasmandaki yeri büyük ölçüde değişecektir, üst sıralara tırmanacaktır ve lig için büyük bir güven kazanacaktır. Ligden önce oynayacağı Manisaspor maçı da kupadaki yolu için açık bir gösterge olacaktır.
Bu kadronun hücum gücü Avrupa'da kaç tane takımda var. Kaç tanesinde böyle güçlü bir hücum hattı görebilirsiniz. Bütün mesele bu gücün beklentileri gerçekleştirip, gerçekleştiremeyeceği. Gerçekleştirirse eğer Beşiktaş bir mucizeye imza atar. İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa'da en çok ikişer takımda böyle bir kadro var. Her ülke taraftarı bu
Simao, Almeida ve Fernandes transferleri gerekli miydi? Bu oyuncular takıma ne ölçüde katkı sağlar?
Bu transferler gerekli miydi, gereksiz miydi sorusu gündeme düşmez. Bu transferler yapıldı mı, yapılmadı mı? Bu transferler yapıldı. Bu transferler yapıldı demek de yetmiyor. Yıldırım Demirören ve yönetim kurulu, Türk futbol tarihinin, üzerine basa basa söylüyorum bir daha bir araya gelmesi mümkün olmayan yıldızlarını bir araya topladı. Bu nedenle lig çizgisiyle Beşiktaş kadrosu çok farklı yerlerde diyorum. Türkiye'de herhangi bir takım bir daha böyle bir kadroya sahip olabilir mi bilinmez. Bu kadronun antrenmanları İnönü'de olsa stat yine dolar. Bu kadro çok net bir şekilde ayrışmış bir kadro ve bu devam edecek. İç içe girmiş değil, bölünmüş bir kadro. Siyah ile beyaz gibi. Bir bölümü saf Türk, bir bölümü saf Latin... Bu iki kumaşın dikişi ne kadar tutar bunu kestirmek kolay değil. Ama bu kadronun rakip taraftarları ve tarafsız seyircileri dahi tribünlere çekeceği kesin. Peki bu kadro düşünülen futbolu oynayabilir mi? Buna çok net "evet" diyemiyorum. Çünkü Beşiktaş'ta şu anda "oynatan" futbolcular ağırlıkta. "Oynatılacak" futbolcu sayısı çok az. Bu takım, rakip defansların arkasına koşu yaparak gol bulacak, pozisyon üretecek bir görüntü vermeyecektir. Ama birlikte oynadıkları zaman karşılarında herhangi bir takımın tutunma şansı çok azdır.
Sezonun ikinci yarısında orta saha ve hücum hattı yabancılardan oluşacağı için savunma yerlilere kalacak. Kadrodaki Türk oyuncular üç kulvarda bu yükü kaldırabilir mi?
Türk futbolcular sakatlanmadığı sürece orada bir sorun yaşanmaz. Bu yükü kaldırabilirler. Bu kadro yapısı defansta görev yapan Türk futbolculara büyük bir avantaj sağlamıştır. Sivok ve Hilbert hatta Ernst, Fernandes'le bareber büyük bir yarışın içine gireceklerdir. Guti, Quaresma, Simao, Almeida, Fernandes ve Ernst sakatlık yaşamadıkları sürece oynayacaklardır diye düşünüyorum. Simao ve Quaresma ikisi de futbola sağ çizgide görev yaparak başladılar. İlerleyen yıllarda sol kanatta daha etkin oldukları görüldü. Beşiktaş sağ çizgide sürekli bunlardan birini kullanmayı denerse sorun yaşar. Bu takımın hücum zenginliği ve etkinliği şu anda olağanüstü gözüküyor. Peki bu kadro için takım savunmasını da aynı etkinlikte yapabilir mi diye sorsak buna net bir "evet" diyemeyiz. Ama her şey normal giderse Süper Lig için süper bir takım izleriz demek zor değil. Bu kadro, liderle olan 14 puanlık farkı da, totalde oluşan 32 puanlık farkı da kapatabilecek bir kadrodur. Tabii üstteki takımlar da Beşiktaş'a yardımcı olursa! Yani beklenenden fazla puan kaybederlerse işler kolaylaşır.
Beşiktaş'ta size göre kaleci sorunu var mı?
Beşiktaş'ta kaleci sorunu yoktur demek mümkün değil. Beşiktaş'taki üç kaleciden hiçbiri büyük bir özgüvenle sahaya çıkmıyor gibi. Hata yapan haftaya yok. Hata yapar mıyım diye düşünen ise çok... Futbolda bazı bölge oyuncularıyla oynayabilirsiniz, değişikliğe gidebilirsiniz. Ama kaleciyle, golcünün bu uygulamaların son halkaları olması gerekir.
Sizin döneminizde transfer edilen ve çifte şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Ernst için özel bir parantez açsak neler söylersiniz?
Fabian Ernst, İbrahim Üzülmez'in Almanya versiyonudur. Takım içinde fevkalade pozitif elektriği olan hırslı, insan ve futbolcu kalitesi iyi, kaybetmeyi kabullenmeyen, takım içindeki her türlü işleri her koşulda yerine getiren örnek bir adam. Türkçe'de güzel bir laf vardır. Sevdiklerimiz, beğendiklerimiz için, "Her eve lazım" deriz. Fabian için de her takıma lazım demek onu tanımlamaya yeter.
Rotasyon faturası
Schuster'in özellikle sezon başındaki aşırı rotasyon uygulaması puan farkının açılmasında etkili oldu mu?
Bazen gerekli, bazen gereksiz rotasyon güçlü olmayan takımlar karşısında çok hissedilmez. Ama rakipler sertleşmeye, lig kızışmaya başladığı zaman bu rotasyonun zararı ortaya çıkabilir. Bu tam bir rotasyon da değil. Bu daha değişik mesajlar vermek öyle de böyle de biz yolumuza devam ederiz düşüncesinin yara aldığı bir görüntü ortaya çıkardı. Beşiktaş ilk yarıda bunu yaşadı. Aklının ucundan geçmeyen puan kayıpları ortaya çıktı. Belki sezon başında UEFA Avrupa Ligi'nde karşılaştığı zayıf rakipler de bu uygulamayı daha fazla yaptırdı. Ama gerçek öyle değildi. Belki hücumda çok rahat edeceği düşünülürken, takım defansında büyük zaaflar yaşandı ve çok kolay gol yiyen bir takım oldu Beşiktaş. Sonuçta ilk yarıyı böyle geçirdi. Bu kayıp puanlar, Beşiktaş'ın ikinci yarı planlamasında belki de kazancı olacak.
dertsiz basa dert
İlk yarıda neredeyse uzun süreli sakatlık geçirmeyen oyuncu kalmadı. Çok tartışılan sakatlıkları neye bağlıyorsunuz?
Beşiktaş'ta çok sayıda sakatlık yaşandığı bir gerçek. Ayrıca sakatlıkların az bir bölümü darbeye bağlı oldu. Bu devre arası Beşiktaş'ın bütün yaralarını sarması açısından önemli bir süreç. Sıfırdan başlayacaklar diyebiliriz.
Yönetim ikinci yarıda Guti'yi kaptanlığa getirmeyi planlıyor. Sizin yeniden kaptanlık verdiğiniz Üzülmez ve Toraman'dan pazubandın alınması doğru olur mu?
Bu niçin gündeme geldi bilemiyorum. Bu konu dertsiz başına dert aramak gibi bir şey. Beşiktaş'ta böyle bir olayı gündeme getirmekle takımda bir kaptanlık sorunu varmış mesajı verilir ki, bu hiç doğru olmaz.
İkisi de hatali
Schuster ile Fatih Tekke arasındaki krizi nasıl yorumlamak gerekir?
Her iki taraf için de yanlış bir hadise diye bakıyorum. Her zaman takım kazanır, takım kaybeder. Bunu kişiler üzerinden yorumlamak doğru değil. Bir teknik adamın hele hele arkadaşlarının yanında bir futbolcuyla böyle bir diyaloğa girmesi doğru değil. Fatih'in de bu ortamda söylediklerini, düşündüklerini çevresiyle paylaşması doğru olmaz. Bütün bunların yanında bu yaşananların kamuoyuna sızması ise hiç doğru değil. Takım içinde problemler çıkarılması bütün dengeleri alt üst edecek bir olumsuzluk ve sorumsuzluk örneğidir.
İBRAHİM ÜZÜLMEZ..
RAKİPLERİMİZE ACIYORUM..
Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona ile oynadıkları iki karşılaşmada da forma giyen Simao Sabrosa’nın çok kaliteli bir futbolcu olduğunu ifade eden Beşiktaş’ın kaptanı, “Oradaki maçta beni çok zorladı ve bir hayli yordu” dedi.
BEŞİKTAŞ’ın geçtiğimiz perşembe günü 2.5 yıllık sözleşme imzaladığı Simao Sabrosa’nın kariyeri başarılarla dolu. Son olarak Atletico Madrid forması altında UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu kazanan Portekizli yıldızı yakından tanıyan oyunculardan biri de Beşiktaş’ın kaptanı İbrahim Üzülmez. Nasıl mı? Siyah beyazlı takımın 10 yıl önce Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona ile oynadığı iki maçta, o yıllarda Katalan ekibinin formasını giyen Portekizli yıldızla karşılıklı oynayan İbrahim, “İki maçta da müthiş oynamıştı. Adeta başımızı döndürmüştü” dedi. 19 Eylül 2000’de BJK İnönü Stadı’nda oynanan karşılaşmayı 3-0 kazandıklarını, 8 Kasım 2000’de deplasmanda yapılan rövanşı ise 5-0 kaybettiklerini hatırlatan İbrahim Üzülmez, şunları söyledi:
Beni çok zorladı
“Oradaki maçta karşımda Simao vardı. Barcelona’nın kanatlarında Overmars ve Simao oynuyordu. Her ikisi de süratliydi. Ama Simao bela bir adamdı. Onunla karşılaştığımda fizik ve teknik olarak her yönden savaştığımı hatırlıyorum. Simao kaybetmeyi sevmeyen inanılmaz hırslı bir oyuncuydu. Onun ligin ikinci yarısı için transfer edildiğini duyduğumda şaşırdım. Çünkü böylesine kariyere sahip bir oyuncu ile yan yana oynayacak olmak beni heyecanlandırıyor. Rakiplerimize şimdiden acıyorum.”
G.Saraylılar da övdü
Yalnızca İbrahim Üzülmez değil Simao’ya övgüler yağdıran, geçen sezon G.Saray forması altında Atletico Madrid’e karşı mücadele eden Ayhan Akman, Uğur Uçar ve Mehmet Topal da Portekizli yıldızı öve öve bitiremiyor.
4 maçın 2’sinde canımızı yaktı
Simao Sabrosa, Beşiktaş ve G.Saray’a karşı 4 kez mücadele etti.
19 Eylül 2000’de İnönü Stadı’nda oynanan ve Beşiktaş’ın 3-0 kazandığı Şampiyonlar Ligi maçında Simao, Barcelona formasını 75 dakika giydi. 76. dakikada oyundan çıkan Portekizli, yerini Zenden’e bıraktı. 8 Kasım 2000’de Nou Camp’ta Barcelona formasıyla Beşiktaş’ı 5-0 yendikleri maçta ilk 11’de sahaya çıkan Simao, 62 dakika sahada kaldı. 63. dakikada kenara alınan Portekizli yıldız, yerini Gerard’a bıraktı.
G.Saray’a gol attı
G.Saray’ın UEFA Avrupa Ligi’nde 18 Şubat’ta Atletico Madrid’le deplasmanda oynadığı ve 1-1 berabere kaldığı maçta Simao 90 dakika sahada kaldı. 25 Şubat’ta Sami Yen’de rövanşta 90 dakika forma giyen Portekizli oyuncu, 1 gol attı ve A.Madrid 2-1 kazandı.
DENİZLİ..
BEŞİKTAŞ ŞAMPİYONLUĞUN EN BÜYÜK ADAYIDIR. İNÖNÜ DE İDMAN YAPSA TRİBÜNLER DOLAR.. İKİNCİ YARIYI KAYIPSIZ GEÇER..
Kartal geçmişte bir araya gelmemiş, gelecekte bir araya gelmesi zor olan yeni kadrosuyla şampiyonluğun en büyük adaylarından biridir. Bu takım antrenmanlarını İnönü’de yapsa, stat yine dolar. Bu takım ligde ikinci devreyi puan kayıpsız geçerse, kimse bu iş nasıl oldu diyemez
Sezon başında Quaresma, Guti, Hilbert, Aurelio ve Ersan'ı transfer eden Beşiktaş ilk yarıda Trabzon'dan 14 puan fark yedi. Size göre nerelerde hata yapıldı?
Transferlerde hata yok. Bu transferlerin yapıldığı günlerde, Beşiktaş, Türkiye liglerinin en renkli, en ilgi çekici, kupaların en büyük adayı olarak sezona girdi. Böyle girmesi de doğal. Türk futbolunun tabiri yerindeyse dudak uçuklatan transferleri oldu. Sezon başındaki görüntüsüyle de düşünceleri pekiştirdi. Ama gel zaman git zaman takım olma olgusu Türkiye'deki futbolun sertliği ve oynatmamaya yönelik anlayış, Beşiktaş'ın hesaplarını biraz bozdu. Hiç beklenmeyen bir tabloyla karşı karşıya kalındı.
Kısacası ilk yarı itibariyle düşünülenden çok uzak bir klasman yeri ve futbol görüntüsü ortaya çıktı. Bir hayal kırıklığı oluştu. Ziraat Türkiye Kupası'nda Gaziantep Büyükşehir Belediye'ye yenilmesi acaba kupada da aynı görüntü mü oluşacak dedirtirken, Konya Torku Şeker maçıyla umutlar tazelendi. Özetle beklenen ve düşünülen ilk yarı itibariyle gerçekleşmedi.
Beşiktaş'ın sezonun ikinci yarısındaki hedefi ne olmalı?
Beşiktaş bu kadrosuyla, bu düşünce yapısıyla Şampiyonlar Ligi'nin dışında kalırsa eğer, büyük hayal kırıklığı hatta biraz daha öte fiyasko olur... Beşiktaş şampiyonluğun mutlak takipçisidir. Hele hele rakipler için sinir bozan transferleriyle şampiyonluğun en büyük adaylarından biridir. Bu Beşiktaş ikinci yarıyı puan kayıpsız geçerse kimse bu iş nasıl oldu diyebilme hakkına sahip değil.
Çünkü Beşiktaş'ın kadrosuyla Türkiye Süper Ligi ayrı ayrı yerlerde. Bu kadro bu lige birkaç gömlek fazla bir kadro. Tabii bu oyuncuların bir araya getirilmesi kadar onların takım olması da bir o kadar önemli. Beşiktaş eğer bunu başarırsa şampiyonluk çok büyük sürpriz olmaz. Beşiktaş'ın önünde çok güzel bir üç maçlık seri var. İstanbul dışına çıkmadan Bucaspor, Büyükşehir (D) ve Karabükspor'la oynayacaklar. Buradan 9 puanla çıktığı takdirde önündeki bütün takımlara ciddi bir rahatsızlık verecektir. İlk üç hafta sonunda klasmandaki yeri büyük ölçüde değişecektir, üst sıralara tırmanacaktır ve lig için büyük bir güven kazanacaktır. Ligden önce oynayacağı Manisaspor maçı da kupadaki yolu için açık bir gösterge olacaktır.
Bu kadronun hücum gücü Avrupa'da kaç tane takımda var. Kaç tanesinde böyle güçlü bir hücum hattı görebilirsiniz. Bütün mesele bu gücün beklentileri gerçekleştirip, gerçekleştiremeyeceği. Gerçekleştirirse eğer Beşiktaş bir mucizeye imza atar. İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa'da en çok ikişer takımda böyle bir kadro var. Her ülke taraftarı bu
Simao, Almeida ve Fernandes transferleri gerekli miydi? Bu oyuncular takıma ne ölçüde katkı sağlar?
Bu transferler gerekli miydi, gereksiz miydi sorusu gündeme düşmez. Bu transferler yapıldı mı, yapılmadı mı? Bu transferler yapıldı. Bu transferler yapıldı demek de yetmiyor. Yıldırım Demirören ve yönetim kurulu, Türk futbol tarihinin, üzerine basa basa söylüyorum bir daha bir araya gelmesi mümkün olmayan yıldızlarını bir araya topladı. Bu nedenle lig çizgisiyle Beşiktaş kadrosu çok farklı yerlerde diyorum. Türkiye'de herhangi bir takım bir daha böyle bir kadroya sahip olabilir mi bilinmez. Bu kadronun antrenmanları İnönü'de olsa stat yine dolar. Bu kadro çok net bir şekilde ayrışmış bir kadro ve bu devam edecek. İç içe girmiş değil, bölünmüş bir kadro. Siyah ile beyaz gibi. Bir bölümü saf Türk, bir bölümü saf Latin... Bu iki kumaşın dikişi ne kadar tutar bunu kestirmek kolay değil. Ama bu kadronun rakip taraftarları ve tarafsız seyircileri dahi tribünlere çekeceği kesin. Peki bu kadro düşünülen futbolu oynayabilir mi? Buna çok net "evet" diyemiyorum. Çünkü Beşiktaş'ta şu anda "oynatan" futbolcular ağırlıkta. "Oynatılacak" futbolcu sayısı çok az. Bu takım, rakip defansların arkasına koşu yaparak gol bulacak, pozisyon üretecek bir görüntü vermeyecektir. Ama birlikte oynadıkları zaman karşılarında herhangi bir takımın tutunma şansı çok azdır.
Sezonun ikinci yarısında orta saha ve hücum hattı yabancılardan oluşacağı için savunma yerlilere kalacak. Kadrodaki Türk oyuncular üç kulvarda bu yükü kaldırabilir mi?
Türk futbolcular sakatlanmadığı sürece orada bir sorun yaşanmaz. Bu yükü kaldırabilirler. Bu kadro yapısı defansta görev yapan Türk futbolculara büyük bir avantaj sağlamıştır. Sivok ve Hilbert hatta Ernst, Fernandes'le bareber büyük bir yarışın içine gireceklerdir. Guti, Quaresma, Simao, Almeida, Fernandes ve Ernst sakatlık yaşamadıkları sürece oynayacaklardır diye düşünüyorum. Simao ve Quaresma ikisi de futbola sağ çizgide görev yaparak başladılar. İlerleyen yıllarda sol kanatta daha etkin oldukları görüldü. Beşiktaş sağ çizgide sürekli bunlardan birini kullanmayı denerse sorun yaşar. Bu takımın hücum zenginliği ve etkinliği şu anda olağanüstü gözüküyor. Peki bu kadro için takım savunmasını da aynı etkinlikte yapabilir mi diye sorsak buna net bir "evet" diyemeyiz. Ama her şey normal giderse Süper Lig için süper bir takım izleriz demek zor değil. Bu kadro, liderle olan 14 puanlık farkı da, totalde oluşan 32 puanlık farkı da kapatabilecek bir kadrodur. Tabii üstteki takımlar da Beşiktaş'a yardımcı olursa! Yani beklenenden fazla puan kaybederlerse işler kolaylaşır.
Beşiktaş'ta size göre kaleci sorunu var mı?
Beşiktaş'ta kaleci sorunu yoktur demek mümkün değil. Beşiktaş'taki üç kaleciden hiçbiri büyük bir özgüvenle sahaya çıkmıyor gibi. Hata yapan haftaya yok. Hata yapar mıyım diye düşünen ise çok... Futbolda bazı bölge oyuncularıyla oynayabilirsiniz, değişikliğe gidebilirsiniz. Ama kaleciyle, golcünün bu uygulamaların son halkaları olması gerekir.
Sizin döneminizde transfer edilen ve çifte şampiyonlukta büyük pay sahibi olan Ernst için özel bir parantez açsak neler söylersiniz?
Fabian Ernst, İbrahim Üzülmez'in Almanya versiyonudur. Takım içinde fevkalade pozitif elektriği olan hırslı, insan ve futbolcu kalitesi iyi, kaybetmeyi kabullenmeyen, takım içindeki her türlü işleri her koşulda yerine getiren örnek bir adam. Türkçe'de güzel bir laf vardır. Sevdiklerimiz, beğendiklerimiz için, "Her eve lazım" deriz. Fabian için de her takıma lazım demek onu tanımlamaya yeter.
Rotasyon faturası
Schuster'in özellikle sezon başındaki aşırı rotasyon uygulaması puan farkının açılmasında etkili oldu mu?
Bazen gerekli, bazen gereksiz rotasyon güçlü olmayan takımlar karşısında çok hissedilmez. Ama rakipler sertleşmeye, lig kızışmaya başladığı zaman bu rotasyonun zararı ortaya çıkabilir. Bu tam bir rotasyon da değil. Bu daha değişik mesajlar vermek öyle de böyle de biz yolumuza devam ederiz düşüncesinin yara aldığı bir görüntü ortaya çıkardı. Beşiktaş ilk yarıda bunu yaşadı. Aklının ucundan geçmeyen puan kayıpları ortaya çıktı. Belki sezon başında UEFA Avrupa Ligi'nde karşılaştığı zayıf rakipler de bu uygulamayı daha fazla yaptırdı. Ama gerçek öyle değildi. Belki hücumda çok rahat edeceği düşünülürken, takım defansında büyük zaaflar yaşandı ve çok kolay gol yiyen bir takım oldu Beşiktaş. Sonuçta ilk yarıyı böyle geçirdi. Bu kayıp puanlar, Beşiktaş'ın ikinci yarı planlamasında belki de kazancı olacak.
dertsiz basa dert
İlk yarıda neredeyse uzun süreli sakatlık geçirmeyen oyuncu kalmadı. Çok tartışılan sakatlıkları neye bağlıyorsunuz?
Beşiktaş'ta çok sayıda sakatlık yaşandığı bir gerçek. Ayrıca sakatlıkların az bir bölümü darbeye bağlı oldu. Bu devre arası Beşiktaş'ın bütün yaralarını sarması açısından önemli bir süreç. Sıfırdan başlayacaklar diyebiliriz.
Yönetim ikinci yarıda Guti'yi kaptanlığa getirmeyi planlıyor. Sizin yeniden kaptanlık verdiğiniz Üzülmez ve Toraman'dan pazubandın alınması doğru olur mu?
Bu niçin gündeme geldi bilemiyorum. Bu konu dertsiz başına dert aramak gibi bir şey. Beşiktaş'ta böyle bir olayı gündeme getirmekle takımda bir kaptanlık sorunu varmış mesajı verilir ki, bu hiç doğru olmaz.
İkisi de hatali
Schuster ile Fatih Tekke arasındaki krizi nasıl yorumlamak gerekir?
Her iki taraf için de yanlış bir hadise diye bakıyorum. Her zaman takım kazanır, takım kaybeder. Bunu kişiler üzerinden yorumlamak doğru değil. Bir teknik adamın hele hele arkadaşlarının yanında bir futbolcuyla böyle bir diyaloğa girmesi doğru değil. Fatih'in de bu ortamda söylediklerini, düşündüklerini çevresiyle paylaşması doğru olmaz. Bütün bunların yanında bu yaşananların kamuoyuna sızması ise hiç doğru değil. Takım içinde problemler çıkarılması bütün dengeleri alt üst edecek bir olumsuzluk ve sorumsuzluk örneğidir.
İBRAHİM ÜZÜLMEZ..
RAKİPLERİMİZE ACIYORUM..
Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona ile oynadıkları iki karşılaşmada da forma giyen Simao Sabrosa’nın çok kaliteli bir futbolcu olduğunu ifade eden Beşiktaş’ın kaptanı, “Oradaki maçta beni çok zorladı ve bir hayli yordu” dedi.
BEŞİKTAŞ’ın geçtiğimiz perşembe günü 2.5 yıllık sözleşme imzaladığı Simao Sabrosa’nın kariyeri başarılarla dolu. Son olarak Atletico Madrid forması altında UEFA Avrupa Ligi şampiyonluğu kazanan Portekizli yıldızı yakından tanıyan oyunculardan biri de Beşiktaş’ın kaptanı İbrahim Üzülmez. Nasıl mı? Siyah beyazlı takımın 10 yıl önce Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona ile oynadığı iki maçta, o yıllarda Katalan ekibinin formasını giyen Portekizli yıldızla karşılıklı oynayan İbrahim, “İki maçta da müthiş oynamıştı. Adeta başımızı döndürmüştü” dedi. 19 Eylül 2000’de BJK İnönü Stadı’nda oynanan karşılaşmayı 3-0 kazandıklarını, 8 Kasım 2000’de deplasmanda yapılan rövanşı ise 5-0 kaybettiklerini hatırlatan İbrahim Üzülmez, şunları söyledi:
Beni çok zorladı
“Oradaki maçta karşımda Simao vardı. Barcelona’nın kanatlarında Overmars ve Simao oynuyordu. Her ikisi de süratliydi. Ama Simao bela bir adamdı. Onunla karşılaştığımda fizik ve teknik olarak her yönden savaştığımı hatırlıyorum. Simao kaybetmeyi sevmeyen inanılmaz hırslı bir oyuncuydu. Onun ligin ikinci yarısı için transfer edildiğini duyduğumda şaşırdım. Çünkü böylesine kariyere sahip bir oyuncu ile yan yana oynayacak olmak beni heyecanlandırıyor. Rakiplerimize şimdiden acıyorum.”
G.Saraylılar da övdü
Yalnızca İbrahim Üzülmez değil Simao’ya övgüler yağdıran, geçen sezon G.Saray forması altında Atletico Madrid’e karşı mücadele eden Ayhan Akman, Uğur Uçar ve Mehmet Topal da Portekizli yıldızı öve öve bitiremiyor.
4 maçın 2’sinde canımızı yaktı
Simao Sabrosa, Beşiktaş ve G.Saray’a karşı 4 kez mücadele etti.
19 Eylül 2000’de İnönü Stadı’nda oynanan ve Beşiktaş’ın 3-0 kazandığı Şampiyonlar Ligi maçında Simao, Barcelona formasını 75 dakika giydi. 76. dakikada oyundan çıkan Portekizli, yerini Zenden’e bıraktı. 8 Kasım 2000’de Nou Camp’ta Barcelona formasıyla Beşiktaş’ı 5-0 yendikleri maçta ilk 11’de sahaya çıkan Simao, 62 dakika sahada kaldı. 63. dakikada kenara alınan Portekizli yıldız, yerini Gerard’a bıraktı.
G.Saray’a gol attı
G.Saray’ın UEFA Avrupa Ligi’nde 18 Şubat’ta Atletico Madrid’le deplasmanda oynadığı ve 1-1 berabere kaldığı maçta Simao 90 dakika sahada kaldı. 25 Şubat’ta Sami Yen’de rövanşta 90 dakika forma giyen Portekizli oyuncu, 1 gol attı ve A.Madrid 2-1 kazandı.
Umarım Galatasaray'a gelen yıldızlar gibi olmazlar... Beşiktaş'ın tek avantajı hepsini aldı.. Bizimkiler gibi kiralık değil :)
Olaylara seyirci kalmayacağız
Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe U17 takımıyla oynanan maçta çıkan olaylar nedeniyle bir duyuru yayınladı.
Sarı kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
"Florya Metin Oktay Tesisleri’nde dün oynanan ve ilk yarısı sonunda yaşanan istenmeyen olaylar sonucunda yarım kalan Galatasaray-Fenerbahçe U 17 maçı hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz görüntülere sahne olmuştur. Camiamızı derinden üzen ve yaralayan bu müessif olaylar; bugüne kadar şenlik havasında geçen bu yaş grubunda yapılan her branştaki maçlara gölge düşürmüştür. Daha eğitim yaşındaki çocukların bulunduğu ortamdaki bu çirkin görüntü ve davranışlar sporun dostluk ve barışına vurulmuş birer darbedir. Konu emniyete intikal etmiş olmakla birlikte Galatasaray Spor Kulübü olarak bu olayları en ince detaylarına kadar irdelemekteyiz. Kulübümüz elde edilecek bilgi ve belgeler sonucunda sorumluların ortaya çıkarılması ve gerekli cezaların verilmesi adına üstüne düşecek her şeyi yapacaktır ve yapmaktadır.
Bu vesile ile bu tür olayların her zaman karşısında olduğumuzu ve asla tasvip etmeyeceğimizi; 100 yılı aşkın bir süredir her branşta ve her yaş grubunda “Ezeli rekabet, ebedi dostluk” anlayışı içinde olan iki güzide kulübün spora bakış açısını ve duruşunu etkilemeyeceğini biliyor ve değiştiremeyeceğine yürekten inanıyoruz. Duyarlı çoğunluğun ve spor kamuoyunun kenetlenerek sonuna kadar kınadığı, birkaç kendini bilmezin yarattığı spor terörüne Galatasaray Spor Kulübü olarak hiçbir platformda ve hiçbir zaman seyirci kalmayacağımızın bilinmesini isterken; yaşanan olaylarda mağdur olan tüm Fenerbahçeli sporcu kardeşlerimize tekrar geçmiş olsun dileklerimizi kamuoyuyla paylaşırız. Saygılarımızla"
fanatik.com.tr
Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe U17 takımıyla oynanan maçta çıkan olaylar nedeniyle bir duyuru yayınladı.
Sarı kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi;
"Florya Metin Oktay Tesisleri’nde dün oynanan ve ilk yarısı sonunda yaşanan istenmeyen olaylar sonucunda yarım kalan Galatasaray-Fenerbahçe U 17 maçı hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz görüntülere sahne olmuştur. Camiamızı derinden üzen ve yaralayan bu müessif olaylar; bugüne kadar şenlik havasında geçen bu yaş grubunda yapılan her branştaki maçlara gölge düşürmüştür. Daha eğitim yaşındaki çocukların bulunduğu ortamdaki bu çirkin görüntü ve davranışlar sporun dostluk ve barışına vurulmuş birer darbedir. Konu emniyete intikal etmiş olmakla birlikte Galatasaray Spor Kulübü olarak bu olayları en ince detaylarına kadar irdelemekteyiz. Kulübümüz elde edilecek bilgi ve belgeler sonucunda sorumluların ortaya çıkarılması ve gerekli cezaların verilmesi adına üstüne düşecek her şeyi yapacaktır ve yapmaktadır.
Bu vesile ile bu tür olayların her zaman karşısında olduğumuzu ve asla tasvip etmeyeceğimizi; 100 yılı aşkın bir süredir her branşta ve her yaş grubunda “Ezeli rekabet, ebedi dostluk” anlayışı içinde olan iki güzide kulübün spora bakış açısını ve duruşunu etkilemeyeceğini biliyor ve değiştiremeyeceğine yürekten inanıyoruz. Duyarlı çoğunluğun ve spor kamuoyunun kenetlenerek sonuna kadar kınadığı, birkaç kendini bilmezin yarattığı spor terörüne Galatasaray Spor Kulübü olarak hiçbir platformda ve hiçbir zaman seyirci kalmayacağımızın bilinmesini isterken; yaşanan olaylarda mağdur olan tüm Fenerbahçeli sporcu kardeşlerimize tekrar geçmiş olsun dileklerimizi kamuoyuyla paylaşırız. Saygılarımızla"
fanatik.com.tr
Amma abarttılar bu olayıda , hangi ana habere baksam bu olay , sanki ilk defa oluyor hayret.
Üç büyüklerin 2011 yılı için hazırlanan özel tasarım formaları...
Daha önce böyle bir örnek yok ki.İlk defa oluyor ;)
Nerde olmadı yaaa :)) , adam alıyor döner bıçağını , palayı , kılıcı maça gidiyor , adam doğruyor , koltuk söküyorlar , stad yakıyorlar :)) , geçen beşiktaş - bursa maçındada olanları gördük , burada hemde u17 maçı tekme tokat birbirlerine girmişler diye , kıyametler koparıldı , bütün kanallarda bu haber var :)) , geçen senede oldu aynısı yine u17 maçıydı , yine fenerbahçe - galatasaray maçıydı , bu sefer fenerin sahasında , yine millet birbirine girdi , o zaman nie konuşulmadı :))
hocam şaşkınlıkla okuyorum yazdıklarınızı... ciddi değilsiniz heralde yazdıklarınızda... abartıldı falan diyorsunuz ya... orada u17 maçında olaylar çıktı... orada sahaya taraftarlar girip 15-16-17 yaşındaki futbolcu adayı çocukları dövdüler... 1 tane polis, güvenlik görevlisi yoktu koskoca floryada... o sahada oynayan çocukların anne babaları vardı... onların neler yaşadıklarını bi dşünün... onu geçtim, o küçücük çocukların neler yaşadıklarına bi bakın... burnu kırlılanlar, yüzü gözü mosmor olan çocuklar... hemde sahada oynamaya çalışan futbolcu adayı çocuklar... burda insanlar birbirinede girmedi... o küçücük çocuklara girdiler... hayır yani bunun bi olay olması için illa o sahada bi çocuğun ölmesimi gerekiyor... ???
burada yas a sonuna kadar katılıyorum.
illa bi büyük acımı yaşanacak.
geç olmadan önlem almak daha iyi değilmi ?
illa bi büyük acımı yaşanacak.
geç olmadan önlem almak daha iyi değilmi ?
Ligde bile böyle birşey olmuyor hocam sen yanlış şeyi izliyorsun heralde.
Hocam böyle şeyler her zaman oluyor , sanki ben ne güzel olmuş , bir daha olsada olur dermişim gibi şaşırıyorsun , oradaki adamların zihniyetine bakmak lazım , orada saldıran adamlar , 15-16-17 yaşındaki çocukları gözü bile görmüyor , adamlar renklere saldırıyor , inan ki bu böyle , kırmızıyı gören boğa gibi yani , yani olay adamın kafasının içinde , bu tür olaylarda hep oluyor Türkiye'de , daha önce bu kadar konuşulmuyordu , şimdi ise her yerde bu haber var , ben onu belirtmek istedim , madem basın bu kadar konuşacaktı , bunları en baştan konuşmak gerekiyordu , bundan sonra ne kadar konuşursalar konuşsunlar , bu zihniyet değişmez , yapacak haber bulamayıp 2 gündür bunu verip duruyorlar , bu maçın adı Galatasaray - Fenerbahçe olmasa , ne bu kadar haber olurdu , ne sen duyardın , ne ben duyardım bu olayı , burada konuşmazdık bile , yanlışmıyım hocam.