Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Spor Haberleri
Düşündüm de,
1- Fenerbahçeyi ligden çekemeyiz. Bu bir şeye yaramaz. Fenerbahçe amatör kümeye gider, kulüp olarak devasa ölçekte küçülürüz, amatör branşlar dahil bir çok branştaki sporcular başka kulüplere dağılır, altyapıdaki miniklerimiz bile kaybolurlar. Bu kararı veremeyiz.
2- Havuzdan çekilemeyiz. Bir ton hukuki madde gereği mümkün değil. çok bedelli.
3- Maçlara çıkmayıp bank asyaya kendimizi düşürtmek de mücadeleyi kaybetmek olur. Adamlara temyiz edebileceğimiz bir karar bile aldırtmadan küstümcülük oynamş oluruz. Bu hareketimiz "fenerbahçe şikeyi kabul etti" manasına gelir.
4- Milli takıma göndermemek filan da biraz fasarya. Ne olacak göndermesen? Ceza alacağız bir de propaganda Fenerbahçe'den türkiyeye kötülük vs...
Bizim gerçekten gol atmamız lazım. Canlarını yakacak, ellerini başlarına alacakları bir gol. Bunlar gol değil. Sahadan çekilmek, kasıtlı olarak sert girmek vesaire, illa metafora devam edeceksek.
Ne yapalım?
Golü atabileceğimiz üç yer var.
1. Kale: PFDK tahkim kurulu, yarın o kararı göreceğiz.
2. Kale: CAS. UEFA kararını oraya götürürüz, yerel tahkim kararından sonra, savunuruz gol gelirse gelir.
3. Kale: UEFA. Çok boşladık, çok ilgisiz bıraktık, el oğlu geldi hat-trick yaptı gidiyor. Ama bundan sonra hala vakit var. İsviçrede eminim nitelikli kamu otoritesi ile iletişimi yürüten lobi şirketleri, pr şirketleri vardır. Fenerbahçe kulübü olarak gazetelerde ilan verebiliriz, Avrupa'nın önemli gazetelerine - Guardian, Le Monde, Times vs- mülakatlar ayarlanabilir, Economist'te konu irdelenebilir.
4. Kale: Mahkeme. Allah sonumuzu hayretsin.
Başka kale yok. Bu gol ancak buralardan çıkar.
Karşı tarafı düşürecek tek bir gol var, CAS. CAS, uefa kararını bozduğu zaman, bağlantılı TFF kararı da bozulmuş sayılır, tazminatı alırız, her şey terse döner. TFF'nin kararının yanlış olduğu ortaya çıkınca süreç normale döner, kitle psikolojisi derinleşir, bu ilk kararın nasıl çıktığı ve lobi faaliyetleri konuşulmaya başlanır. İnsiyatif bize geçer. CAS'tan karar çıkmasının tek bir yolu var, iyi ve geniş bir kadro kurmak. Medya ayağından, hukuk ayağına kadar her alanda bastırmak, tam saha pres. Sürekli koordinasyon. İyi planlama.
Bütün bunları yapar mıyız? Yani zor olanı yapar mıyız? Yani savaşa devam edebilir miyiz? Gerçekten mücadele eder miyiz? Soğukkanlı, planlı, stratejik bir şekilde muharebe sahasına yayılıp, mevzilere yerleşip, elimizdeki teknik ve insani tüm kaynakları en üst düzeyde kullanabilir miyiz?
Komutan lazım..
Birinin çıkıp bu işleri üstlenmesi, insiyatifi alması, parasını harcaması lazım.
İyi ekipler lazım. Ceza hukukçuları ve spor hukukçularından oluşan, üniversitelerinde saygın hocalardan sürekli mütalalar almak, bu görüşleri de kamuoyu ile paylaşmak lazım. Yine el altından bu hukukçuları medyaya çıkartarak görüşlerini kamuoyuna sunmalarına izin vermek lazım.
Avrupalı iyi hukukçuları bu ekiple koordineli bir şekilde çalıştıracak mekanizmaları kurmak lazım. CAS'da dava tecrübesi olan, örneğin Porto'yu savunan hukuk takımlarını bulmak, mutlaka görüş almak, yönlendirme zeminleri oluşturmak lazım. Gerekirse onlara burada bir ev ayarlamak, rahatça gidip gelmeleri için bütün lojistik imkanları tanımak lazım.
İsviçre'deki iyi bir hukuk firması ile anlaşarak, oradaki gazetelere demeç vermelerini sağlamak, görüşlerini almak, lokalde de rahat bırakmamak lazım.
PR firmaları ile anlaşarak fenerbahçe kimliğini yeniden üreten, mevcut "kötü, ahlaksız, kafası çalışmayan, fanatik, holigan, şikeye kol kanat geren" insan yansımalarını silmek, toplumsal olaylar, hizmetler, projeler ile halkın takımı fenerbahçe algısını yeniden üretmek ve itibarı yönetmek lazım.
Dışarıda da pr firması lazım.
Şimdi Atatürk'ün sathı müdafaa prensibi tek bir alanı bile düşmana vermeden mutlaka çatışma kuralını içerir. Amaç, düşmana sürekli zorluk çıkartmak, maliyetlerini arttırmak, lojistik sistemlerini zorlaştırmak, hareket kabiliyetlerini azaltmaktır. Beklenen netice, düşmanın psikolojik olarak yorulması, gerginleşmesi, kaynak ve imkanlarını lojistik hattının güvenliği için sürekli kullanmak zorunda kalması ve nihayetinde hem moral hem de imkan bakımından savaş kabiliyetinin azaltılmasıdır.
Biz 3 temmuz'dan bugüne kadar kuzular gibi bekledik. Hattımıza çekildik ve izledik. Yeter. Evimize kadar geldiler.
Bu sene transfer yapmayalım. Ne kadar vereceğiz bir önliberoya? 10 milyon. ne kadar vereceğiz forvete? bir 10 milyon daha. 20 milyon dolarlık bir bütçe oluşturalım. En iyi PR ve hukuk takımlarını alalım, koordinasyon kurullarını sağlayalım, vakit geçirmeden hem yerel hem uluslararası medya ile irtibatlar kuralım, toplantılar düzenleyelim, taraftar organizasyonlarını finanse edelim.
Savaşı bırakmayalım, savaşa başlayalım.
İsteğim bu.
İsteğim kazanmak.
Canlarını yakmak.
Bırakmak istemiyorum.
Temiz, net, herkesin görüp anlayabileceği bir zafer istiyorum.
Düşündüm, benim için tek gerçek sonuç budur. Kalanı fasarya. Bu savaşta da ne görev verilirse kendi adıma hazırım, gerekirse fotokopi çekerim, gerekirse kahve taşırım, her şeyi yaparım.
Yeter ki bizim elimizden kimse savaşı almasın. Daha hiç mücadele etmeden olmaz. Onların canının hiç yanmadığını görürken olmaz. Onlar kutlama yaparken olmaz. Bu adaletsiz, ahlaksız, vicdansız, nefretle örülmüş, halis her duyguyu karartarak büyütülmüş büyük koalisyonun çöktüğünü görmeden olmaz.
Sizi bilmem.
Ama ben artık savaşmak istiyorum.
ve başka hiçbir şey istemiyorum.
1- Fenerbahçeyi ligden çekemeyiz. Bu bir şeye yaramaz. Fenerbahçe amatör kümeye gider, kulüp olarak devasa ölçekte küçülürüz, amatör branşlar dahil bir çok branştaki sporcular başka kulüplere dağılır, altyapıdaki miniklerimiz bile kaybolurlar. Bu kararı veremeyiz.
2- Havuzdan çekilemeyiz. Bir ton hukuki madde gereği mümkün değil. çok bedelli.
3- Maçlara çıkmayıp bank asyaya kendimizi düşürtmek de mücadeleyi kaybetmek olur. Adamlara temyiz edebileceğimiz bir karar bile aldırtmadan küstümcülük oynamş oluruz. Bu hareketimiz "fenerbahçe şikeyi kabul etti" manasına gelir.
4- Milli takıma göndermemek filan da biraz fasarya. Ne olacak göndermesen? Ceza alacağız bir de propaganda Fenerbahçe'den türkiyeye kötülük vs...
Bizim gerçekten gol atmamız lazım. Canlarını yakacak, ellerini başlarına alacakları bir gol. Bunlar gol değil. Sahadan çekilmek, kasıtlı olarak sert girmek vesaire, illa metafora devam edeceksek.
Ne yapalım?
Golü atabileceğimiz üç yer var.
1. Kale: PFDK tahkim kurulu, yarın o kararı göreceğiz.
2. Kale: CAS. UEFA kararını oraya götürürüz, yerel tahkim kararından sonra, savunuruz gol gelirse gelir.
3. Kale: UEFA. Çok boşladık, çok ilgisiz bıraktık, el oğlu geldi hat-trick yaptı gidiyor. Ama bundan sonra hala vakit var. İsviçrede eminim nitelikli kamu otoritesi ile iletişimi yürüten lobi şirketleri, pr şirketleri vardır. Fenerbahçe kulübü olarak gazetelerde ilan verebiliriz, Avrupa'nın önemli gazetelerine - Guardian, Le Monde, Times vs- mülakatlar ayarlanabilir, Economist'te konu irdelenebilir.
4. Kale: Mahkeme. Allah sonumuzu hayretsin.
Başka kale yok. Bu gol ancak buralardan çıkar.
Karşı tarafı düşürecek tek bir gol var, CAS. CAS, uefa kararını bozduğu zaman, bağlantılı TFF kararı da bozulmuş sayılır, tazminatı alırız, her şey terse döner. TFF'nin kararının yanlış olduğu ortaya çıkınca süreç normale döner, kitle psikolojisi derinleşir, bu ilk kararın nasıl çıktığı ve lobi faaliyetleri konuşulmaya başlanır. İnsiyatif bize geçer. CAS'tan karar çıkmasının tek bir yolu var, iyi ve geniş bir kadro kurmak. Medya ayağından, hukuk ayağına kadar her alanda bastırmak, tam saha pres. Sürekli koordinasyon. İyi planlama.
Bütün bunları yapar mıyız? Yani zor olanı yapar mıyız? Yani savaşa devam edebilir miyiz? Gerçekten mücadele eder miyiz? Soğukkanlı, planlı, stratejik bir şekilde muharebe sahasına yayılıp, mevzilere yerleşip, elimizdeki teknik ve insani tüm kaynakları en üst düzeyde kullanabilir miyiz?
Komutan lazım..
Birinin çıkıp bu işleri üstlenmesi, insiyatifi alması, parasını harcaması lazım.
İyi ekipler lazım. Ceza hukukçuları ve spor hukukçularından oluşan, üniversitelerinde saygın hocalardan sürekli mütalalar almak, bu görüşleri de kamuoyu ile paylaşmak lazım. Yine el altından bu hukukçuları medyaya çıkartarak görüşlerini kamuoyuna sunmalarına izin vermek lazım.
Avrupalı iyi hukukçuları bu ekiple koordineli bir şekilde çalıştıracak mekanizmaları kurmak lazım. CAS'da dava tecrübesi olan, örneğin Porto'yu savunan hukuk takımlarını bulmak, mutlaka görüş almak, yönlendirme zeminleri oluşturmak lazım. Gerekirse onlara burada bir ev ayarlamak, rahatça gidip gelmeleri için bütün lojistik imkanları tanımak lazım.
İsviçre'deki iyi bir hukuk firması ile anlaşarak, oradaki gazetelere demeç vermelerini sağlamak, görüşlerini almak, lokalde de rahat bırakmamak lazım.
PR firmaları ile anlaşarak fenerbahçe kimliğini yeniden üreten, mevcut "kötü, ahlaksız, kafası çalışmayan, fanatik, holigan, şikeye kol kanat geren" insan yansımalarını silmek, toplumsal olaylar, hizmetler, projeler ile halkın takımı fenerbahçe algısını yeniden üretmek ve itibarı yönetmek lazım.
Dışarıda da pr firması lazım.
Şimdi Atatürk'ün sathı müdafaa prensibi tek bir alanı bile düşmana vermeden mutlaka çatışma kuralını içerir. Amaç, düşmana sürekli zorluk çıkartmak, maliyetlerini arttırmak, lojistik sistemlerini zorlaştırmak, hareket kabiliyetlerini azaltmaktır. Beklenen netice, düşmanın psikolojik olarak yorulması, gerginleşmesi, kaynak ve imkanlarını lojistik hattının güvenliği için sürekli kullanmak zorunda kalması ve nihayetinde hem moral hem de imkan bakımından savaş kabiliyetinin azaltılmasıdır.
Biz 3 temmuz'dan bugüne kadar kuzular gibi bekledik. Hattımıza çekildik ve izledik. Yeter. Evimize kadar geldiler.
Bu sene transfer yapmayalım. Ne kadar vereceğiz bir önliberoya? 10 milyon. ne kadar vereceğiz forvete? bir 10 milyon daha. 20 milyon dolarlık bir bütçe oluşturalım. En iyi PR ve hukuk takımlarını alalım, koordinasyon kurullarını sağlayalım, vakit geçirmeden hem yerel hem uluslararası medya ile irtibatlar kuralım, toplantılar düzenleyelim, taraftar organizasyonlarını finanse edelim.
Savaşı bırakmayalım, savaşa başlayalım.
İsteğim bu.
İsteğim kazanmak.
Canlarını yakmak.
Bırakmak istemiyorum.
Temiz, net, herkesin görüp anlayabileceği bir zafer istiyorum.
Düşündüm, benim için tek gerçek sonuç budur. Kalanı fasarya. Bu savaşta da ne görev verilirse kendi adıma hazırım, gerekirse fotokopi çekerim, gerekirse kahve taşırım, her şeyi yaparım.
Yeter ki bizim elimizden kimse savaşı almasın. Daha hiç mücadele etmeden olmaz. Onların canının hiç yanmadığını görürken olmaz. Onlar kutlama yaparken olmaz. Bu adaletsiz, ahlaksız, vicdansız, nefretle örülmüş, halis her duyguyu karartarak büyütülmüş büyük koalisyonun çöktüğünü görmeden olmaz.
Sizi bilmem.
Ama ben artık savaşmak istiyorum.
ve başka hiçbir şey istemiyorum.
Volkan Şen Trabzonspor da, bonservis bedeli 3.5m €.
güzel fiyat.
güzel fiyat.
Lenn resimde yazıların yarısı kapalı , sen tamamına nerden ulaştın =)) kimsin nannn sen açıkla =))
Bitince bunu da oku panpa :)
Fenerbahçe'den açıklama geldi!
Fenerbahçe Spor Kulübü, UEFA & TFF ortak girişimi sürecinde, UEFA tarafından gönderilen mektup üzerine, yalnızca adalet ve eşit muamele istediğini belirtti.
27 Ağustos 2011 Cumartesi - 14:49
Sporx.com
Fenerbahçe Spor Kulübü TFF'ye sunduğu öneri ile ilgili bir açıklamada bulundu.
Resmi siteden yapılan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.
"Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesiyle sonuçlanan UEFA & TFF ortak girişimi sürecinde, UEFA tarafından gönderilen mektup üzerine, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak ilgililerden tek bir talebimiz oldu: yalnızca adalet ve eşit muamele istedik, ne daha fazlasını, ne daha eksiğini talep ettik.
UEFA’dan TFF’ye iletilen, TFF’den de bize 23 Ağustos 2011 saat 16:00 civarında sunulan, "UEFA Bildirimi Hakkında" konulu mektup ile Kulübümüzden, Şampiyonlar Ligi’ne katılımdan vazgeçtiğimizi, 24 Ağustos 2011 saat 12:00’a kadar, 18 saat gibi mantıkla izah edilemeyecek kısalıkta bir süre içerisinde, beyan etmesi istenilmişti.
Biz dışarıdan gelen hakka, hukuka, yasalara, talimatlara ve hiçbir resmi yazışma usulüne uygun olmayan böyle bir talebi ve yaklaşımı Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak kabul etmedik ve ayrıca, bu yaklaşımı ülkemize karşı bir hakaret olarak değerlendirdiğimizi TFF’ye ileterek, gönderilen mektuptaki gayrı ciddi yaklaşıma vurgu yaptık.
Bu yaklaşıma karşılık, TFF’ye bir öneri sunduk ve Fenerbahçe nezdinde ülkemize yapılan bu ikinci sınıf muameleye karşı Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu, yargı süreçlerinin belirli aşamaları bulunduğunu, ülkemizde konu ile ilgili yasal sürecin halen devam ettiğini vurgulamak suretiyle ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirttik. Bu talebimizi, TFF’nin 15 Ağustos 2011 tarihinde vermiş olduğu ve bir kısmında aynen "Bu aşamada bir hüküm verilmesinin doğru, adil ve hakkaniyete uygun olmayacağı kamuoyu takdirlerine sunulur" şeklinde ifade edilen kararına dayandırdık.
Fenerbahçe Kulübü olarak tek bir mantıklı beklentimiz vardı, o da TFF’nin henüz daha bir hafta önce vermiş olduğu kendi kararı arkasında durmasıydı, ne var ki bu TFF’ce yapılmadı, Kurum daha henüz bir hafta önce verdiği kendi kararının arkasında durmadı.
TÜRKİYE’DE SORUŞTURMAYLA İLGİLİ İŞLEYEN YARGI SÜRECİNE SAYGI DUYULMAMASINI ve EN TEMEL HUKUK KAİDELERİNDEN OLAN MASUMİYET KARİNESİ ile SAVUNMA HAKKINA RİAYET EDİLMEMESİNİ, TÜM TÜRKİYE’YE YAPILMIŞ BİR 2. SINIF ÜLKE MUAMELESİ OLARAK GÖRÜYORUZ ve KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ!
Tam da bu noktada, olayımızdaki hukuksuz baskılara maruz kalan TFF değil de bir başka ülke federasyonu olsa sonuç yine böyle mi olurdu diye sormak istiyoruz. Bu sorumuza yanıtı, ülke kamuoyumuz ile bazı uluslararası örnekleri paylaşmak suretiyle hep birlikte sorgulamak isteriz:
1.Hatırlanacağı üzere İtalya’da, 2006 yılında ortaya çıkan skandalda, şike yaptığı tespit edilip kesinleşen Milan’a önce Seri B’ye düşürülme cezası verilmiş, daha sonra ise kulübün bir üst kurula yaptığı itirazın kabul edilmesini takiben şikeden dolayı Seri A’da kalmak ile birlikte 8 puanının silinmesine karar verilmişti. UEFA, şike yaptığı kendi ulusal federasyonunun kararı ile kesinleşmiş ve ceza almış Milan’ı Şampiyonlar Ligi’nin söz konusunu 2006-2007 sezonuna katılımdan men etmemiştir ve ne tesadüftür ki Milan o sezon Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuştur. Diğer bir deyişle UEFA, en önemli markası olduğunu belirttiği Şampiyonlar Ligi’ne, adı şikeyle anılmak bir yana bundan ötürü mahkum olmuş bir takımı dahil etmekten kaçınmamıştır. Hal böyle iken, aynı UEFA’nın daha soruşturma aşaması süren, ulusal federasyonun henüz herhangi bir karar alamamış olduğu olayımızda sergilediği yaklaşım hakkaniyet çerçevesinde izah edilememektedir.
2. Bir diğer örnek, güncel bir dosyadan olup, şike iddiaları nedeniyle Yunanistan’da Disiplin Kurulu tarafından bir alt lige düşürülen Olympiakos Volou ve Kavala kulüplerinin Tahkim Kurulu’na yaptıkları itirazın kabul edilmesi üzerine, iki takım da 2. Lig’e düşmeyerek, Olympiakos Volou’nun sezona -10, Kavala’nın ise -8 ceza puanla başlamasına karar verilmesi olayıdır. (Son bilgilere göre bu kulüpler Yunan Spor Mahkemesi tarafından amatör lige düşürülmüştür.)
Bu olayda dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta şudur, Yunan Federasyonu Disiplin Kurulu’nun küme düşürme kararına rağmen UEFA, spor hukuku bakımından iç yargı yolu olan Tahkim Kurulu kararını beklemiş ve resmi olarak Federasyonkararı ile küme düşürülmüş Volou takımının Avrupa Ligi’nde Lüksenburg’un Differdange takımı ile oynamasına müsaade etmiştir. Bu çok yeni tarihli uygulamada da görülmektedir ki UEFA, spor hukuku bakımından Federasyonların iç yargı yollarının tüketilmesini beklemektedir ve ancak kararın kesinleşmesinden sonra harekete geçmektedir. Oysa bizim olayımızda, değil iç yargı yollarının tüketilmesi, spor hukuku bağlamında yargılamanın başlaması dahi beklenilmeksizin bir karar alınması talep olunmuş ve sağlanmıştır ki bu durum en temel hukuk kaidelerinden olan savunma hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanımına imkân tanınmasının apaçık bir ihlalidir.
3. Şimdilik vereceğimiz bir başka örnek ise Portekiz’dendir. Porto kulübü ile ilgili UEFA karar vermek için, 2004 yılında söz konusu olan şike iddiaları ile ilgili olarak Portekiz makamlarınca yürütülen yargı sürecinin neticelenmesini tam 4 yıl boyunca beklemiş, kendi kararını yargı sürecinin neticelenmesi için 4 yıl bekledikten sonra vermiştir.
Bu örneklerden de görülmektedir ki, uluslar arası federasyonun, TFF’nin hakka ve hukuka riayet çerçevesinde, son derece büyük bir titizlikle yürütmekte olduğu soruşturmaya saygı duyma zorunluluğu vardır. Fakat TFF, kendisine gelen bir mektup üzerine panik psikolojisiyle hareket etmiş, 2011-2012 sezonunun ve ülke futbolunun geleceğini riske atmıştır.
EŞİT MUAMELE İLKESİ IŞIĞINDA ADİL YARGILANMA TALEBİMİZ, KULÜBÜMÜZE, TÜRK FUTBOLUNA ve ÜLKEMİZE REVA GÖRÜLEREK UYGULANAN HUKUKSUZ DAYATMAYA KARŞI DURUŞ SERGİLEYEMEYEN TFF TARAFINDAN TEMİN EDİLMEMİŞTİR.
Netice itibarıyla, bir kez daha vurgulamak gerekirse, bu konu kesinlikle sadece Fenerbahçe ile ilgili değildir. Konumuz esasında, Türkiye’nin iç yargı süreçlerine uluslararası arenada saygı duyulmasının temini ve dışarıdan gelen baskılara karşı duruşumuz ile alakalıdır ve ne yazık ki bu önemli sınavda TFF sınıfta kalmış, sadece başarısız olmakla kalmayıp Kulübümüzün adalet arayışında sürece hukuksuz bir müdahalede bulunmuştur. Şunun çok iyi bilinmesini isteriz ki Kulübümüz, maddi manevi tüm yasal haklarını her türlü mecrada aramaya kararlılıkla devam edecektir.
Fenerbahçe Spor Kulübü"
Fenerbahçe'den açıklama geldi!
Fenerbahçe Spor Kulübü, UEFA & TFF ortak girişimi sürecinde, UEFA tarafından gönderilen mektup üzerine, yalnızca adalet ve eşit muamele istediğini belirtti.
27 Ağustos 2011 Cumartesi - 14:49
Sporx.com
Fenerbahçe Spor Kulübü TFF'ye sunduğu öneri ile ilgili bir açıklamada bulundu.
Resmi siteden yapılan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi.
"Kulübümüzün Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesiyle sonuçlanan UEFA & TFF ortak girişimi sürecinde, UEFA tarafından gönderilen mektup üzerine, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak ilgililerden tek bir talebimiz oldu: yalnızca adalet ve eşit muamele istedik, ne daha fazlasını, ne daha eksiğini talep ettik.
UEFA’dan TFF’ye iletilen, TFF’den de bize 23 Ağustos 2011 saat 16:00 civarında sunulan, "UEFA Bildirimi Hakkında" konulu mektup ile Kulübümüzden, Şampiyonlar Ligi’ne katılımdan vazgeçtiğimizi, 24 Ağustos 2011 saat 12:00’a kadar, 18 saat gibi mantıkla izah edilemeyecek kısalıkta bir süre içerisinde, beyan etmesi istenilmişti.
Biz dışarıdan gelen hakka, hukuka, yasalara, talimatlara ve hiçbir resmi yazışma usulüne uygun olmayan böyle bir talebi ve yaklaşımı Fenerbahçe Yönetim Kurulu olarak kabul etmedik ve ayrıca, bu yaklaşımı ülkemize karşı bir hakaret olarak değerlendirdiğimizi TFF’ye ileterek, gönderilen mektuptaki gayrı ciddi yaklaşıma vurgu yaptık.
Bu yaklaşıma karşılık, TFF’ye bir öneri sunduk ve Fenerbahçe nezdinde ülkemize yapılan bu ikinci sınıf muameleye karşı Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu, yargı süreçlerinin belirli aşamaları bulunduğunu, ülkemizde konu ile ilgili yasal sürecin halen devam ettiğini vurgulamak suretiyle ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirttik. Bu talebimizi, TFF’nin 15 Ağustos 2011 tarihinde vermiş olduğu ve bir kısmında aynen "Bu aşamada bir hüküm verilmesinin doğru, adil ve hakkaniyete uygun olmayacağı kamuoyu takdirlerine sunulur" şeklinde ifade edilen kararına dayandırdık.
Fenerbahçe Kulübü olarak tek bir mantıklı beklentimiz vardı, o da TFF’nin henüz daha bir hafta önce vermiş olduğu kendi kararı arkasında durmasıydı, ne var ki bu TFF’ce yapılmadı, Kurum daha henüz bir hafta önce verdiği kendi kararının arkasında durmadı.
TÜRKİYE’DE SORUŞTURMAYLA İLGİLİ İŞLEYEN YARGI SÜRECİNE SAYGI DUYULMAMASINI ve EN TEMEL HUKUK KAİDELERİNDEN OLAN MASUMİYET KARİNESİ ile SAVUNMA HAKKINA RİAYET EDİLMEMESİNİ, TÜM TÜRKİYE’YE YAPILMIŞ BİR 2. SINIF ÜLKE MUAMELESİ OLARAK GÖRÜYORUZ ve KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ!
Tam da bu noktada, olayımızdaki hukuksuz baskılara maruz kalan TFF değil de bir başka ülke federasyonu olsa sonuç yine böyle mi olurdu diye sormak istiyoruz. Bu sorumuza yanıtı, ülke kamuoyumuz ile bazı uluslararası örnekleri paylaşmak suretiyle hep birlikte sorgulamak isteriz:
1.Hatırlanacağı üzere İtalya’da, 2006 yılında ortaya çıkan skandalda, şike yaptığı tespit edilip kesinleşen Milan’a önce Seri B’ye düşürülme cezası verilmiş, daha sonra ise kulübün bir üst kurula yaptığı itirazın kabul edilmesini takiben şikeden dolayı Seri A’da kalmak ile birlikte 8 puanının silinmesine karar verilmişti. UEFA, şike yaptığı kendi ulusal federasyonunun kararı ile kesinleşmiş ve ceza almış Milan’ı Şampiyonlar Ligi’nin söz konusunu 2006-2007 sezonuna katılımdan men etmemiştir ve ne tesadüftür ki Milan o sezon Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuştur. Diğer bir deyişle UEFA, en önemli markası olduğunu belirttiği Şampiyonlar Ligi’ne, adı şikeyle anılmak bir yana bundan ötürü mahkum olmuş bir takımı dahil etmekten kaçınmamıştır. Hal böyle iken, aynı UEFA’nın daha soruşturma aşaması süren, ulusal federasyonun henüz herhangi bir karar alamamış olduğu olayımızda sergilediği yaklaşım hakkaniyet çerçevesinde izah edilememektedir.
2. Bir diğer örnek, güncel bir dosyadan olup, şike iddiaları nedeniyle Yunanistan’da Disiplin Kurulu tarafından bir alt lige düşürülen Olympiakos Volou ve Kavala kulüplerinin Tahkim Kurulu’na yaptıkları itirazın kabul edilmesi üzerine, iki takım da 2. Lig’e düşmeyerek, Olympiakos Volou’nun sezona -10, Kavala’nın ise -8 ceza puanla başlamasına karar verilmesi olayıdır. (Son bilgilere göre bu kulüpler Yunan Spor Mahkemesi tarafından amatör lige düşürülmüştür.)
Bu olayda dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta şudur, Yunan Federasyonu Disiplin Kurulu’nun küme düşürme kararına rağmen UEFA, spor hukuku bakımından iç yargı yolu olan Tahkim Kurulu kararını beklemiş ve resmi olarak Federasyonkararı ile küme düşürülmüş Volou takımının Avrupa Ligi’nde Lüksenburg’un Differdange takımı ile oynamasına müsaade etmiştir. Bu çok yeni tarihli uygulamada da görülmektedir ki UEFA, spor hukuku bakımından Federasyonların iç yargı yollarının tüketilmesini beklemektedir ve ancak kararın kesinleşmesinden sonra harekete geçmektedir. Oysa bizim olayımızda, değil iç yargı yollarının tüketilmesi, spor hukuku bağlamında yargılamanın başlaması dahi beklenilmeksizin bir karar alınması talep olunmuş ve sağlanmıştır ki bu durum en temel hukuk kaidelerinden olan savunma hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanımına imkân tanınmasının apaçık bir ihlalidir.
3. Şimdilik vereceğimiz bir başka örnek ise Portekiz’dendir. Porto kulübü ile ilgili UEFA karar vermek için, 2004 yılında söz konusu olan şike iddiaları ile ilgili olarak Portekiz makamlarınca yürütülen yargı sürecinin neticelenmesini tam 4 yıl boyunca beklemiş, kendi kararını yargı sürecinin neticelenmesi için 4 yıl bekledikten sonra vermiştir.
Bu örneklerden de görülmektedir ki, uluslar arası federasyonun, TFF’nin hakka ve hukuka riayet çerçevesinde, son derece büyük bir titizlikle yürütmekte olduğu soruşturmaya saygı duyma zorunluluğu vardır. Fakat TFF, kendisine gelen bir mektup üzerine panik psikolojisiyle hareket etmiş, 2011-2012 sezonunun ve ülke futbolunun geleceğini riske atmıştır.
EŞİT MUAMELE İLKESİ IŞIĞINDA ADİL YARGILANMA TALEBİMİZ, KULÜBÜMÜZE, TÜRK FUTBOLUNA ve ÜLKEMİZE REVA GÖRÜLEREK UYGULANAN HUKUKSUZ DAYATMAYA KARŞI DURUŞ SERGİLEYEMEYEN TFF TARAFINDAN TEMİN EDİLMEMİŞTİR.
Netice itibarıyla, bir kez daha vurgulamak gerekirse, bu konu kesinlikle sadece Fenerbahçe ile ilgili değildir. Konumuz esasında, Türkiye’nin iç yargı süreçlerine uluslararası arenada saygı duyulmasının temini ve dışarıdan gelen baskılara karşı duruşumuz ile alakalıdır ve ne yazık ki bu önemli sınavda TFF sınıfta kalmış, sadece başarısız olmakla kalmayıp Kulübümüzün adalet arayışında sürece hukuksuz bir müdahalede bulunmuştur. Şunun çok iyi bilinmesini isteriz ki Kulübümüz, maddi manevi tüm yasal haklarını her türlü mecrada aramaya kararlılıkla devam edecektir.
Fenerbahçe Spor Kulübü"
Panpa hep aynı terane nesini okuyacam bunların , 2-3 satır okudun mu belli zaten , zaten şu Play Off sistemine acayip kafam bozuldu , abuk sabuk , saçma sapan bir lig ettiler , şu 3 ayım dolsada para vermekten kurtulsam , 3 ay sonra dreamboxdan devam , bu lige zırnık vermem daha.
Nuri Şahin şoku!
Dortmund'tan R.Madrid'e transfer olan ve sakatlığı sebebiyle henüz formayı kapsamlı bir şekilde sırtına geçiremeyen Nuri Şahin bir sakatlık daha geçirdi.
Bu yaz geçirdiği sakatlıklar sebebiyle yeni takımı Real Madrid'e bir türlü monte olamayan ve tedavi sürecinde olan Nuri Şahin'in yeni bir sakatlık daha yaşadığı belirtildi.
Madrid'in Portekizli teknik direktörü Jose Mourinho Real Zaragoza maçının kadrosunu açıklarken, Nuri Şahin'in de sol dizinden başka bir sakatlık daha geçirdiğini duyurdu. Nuri'nin 1.5 ay daha sahalardan uzak kalması bekleniyor.
Kaynak : BozCI's
zaten şu Play Off sistemine acayip kafam bozuldu
Panpa bence Digitürk para kazanmak istiyorsa 34 hafta sonunda SMS oylaması yapılsın.
SMS birincisine fazladan 5 puan verilsin :)
Panpa bence Digitürk para kazanmak istiyorsa 34 hafta sonunda SMS oylaması yapılsın.
SMS birincisine fazladan 5 puan verilsin :)
Beşiktaş Almeida'nın haklarını fondan alıyor
Beşiktaş, Portekizli yıldızı Hugo Almeida'nın kalan haklarını almak için görüşmelere başladığını borsaya bildirdi. Almeida'nın haklarının yüzde 50'si fonda bulunuyordu.
Beşiktaş Almeida'nın haklarını fondan alıyor
Kısa süre önce NTVSpor.net'e yaptığı açıklamada, "Beşiktaş'ın oyuncusuyum" diyen Hugo Almeida'nın haklarının tamamı Beşiktaş'a geçiyor. Fon aracılığıyla transfer edilen yıldız futbolcunun haklarının yarısı ISC'de bulunuyordu.
Beşiktaş konuyla ilgili olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada, "Hugo Miguel Pereira de Almeida'nın, Quality Football Ireland Limited (ISC) fonundaki ekonomik haklarının devralınması ile ilgili olarak görüşmelere başlanmıştır" ifadelerini kullandı.
27 yaşındaki Almeida Werder Bremen'den transfer edilmiş ve 12 lig maçında 4 gole imza atmıştı.
Kaynak : BozCI's
Türkiye'de en sevdiğim yabancı oyuncu :)
En sonunda o sistemede gidecek Süper Lig , ada konseyi felan yapılacak :)
Ali koç kurudan salladı ve federasyon nezdinde türk futbolunu tehtid etti (son yapılan olay erken yapılssa kabul edilebilirdi ama 1 hafta öndceki söylenenle bu hafta yapılan yanlıştı o ayrı)
ama kurudan atmak olmuyor işte
biz buna yürek yetmezlği diyelim federasyona resmi başvuru yapılamamış.
ah be benim güzel ülkem ahhh
başbakan aziz yıldırım yönetimindeki feneri patlattı federasyon amatörce hareketler yaptı birde fenerbahçe ayağına cam batan kanguru gibi can acısı ile kurudan tehtid etti ama yöreksiz çıktıu.
yapılacak şey belli şike yoksa federasyon ve işin cılkını çıkaranlar gidecek varsada yürekli olup düşüreceksiniz.Fener düşerse ne olur bütün klüpler madddi acıdan hapı yutar ama sike varsa Türk futbolu kaybetmiştir zaten.şampiyonu önceden belirlenen bir igi izleyip burada reel de tartışıyor oluruz .
her tarafı ayrı değnek
ama kurudan atmak olmuyor işte
biz buna yürek yetmezlği diyelim federasyona resmi başvuru yapılamamış.
ah be benim güzel ülkem ahhh
başbakan aziz yıldırım yönetimindeki feneri patlattı federasyon amatörce hareketler yaptı birde fenerbahçe ayağına cam batan kanguru gibi can acısı ile kurudan tehtid etti ama yöreksiz çıktıu.
yapılacak şey belli şike yoksa federasyon ve işin cılkını çıkaranlar gidecek varsada yürekli olup düşüreceksiniz.Fener düşerse ne olur bütün klüpler madddi acıdan hapı yutar ama sike varsa Türk futbolu kaybetmiştir zaten.şampiyonu önceden belirlenen bir igi izleyip burada reel de tartışıyor oluruz .
her tarafı ayrı değnek
hakkatten ha anca lafla turuyorlarmıs. bende bızı alt lıge gonderın dıyınce erkeklertıler sukur dıyordum ama :))