Azərbaycan dili Bahasa Indonesia Bosanski Català Čeština Dansk Deutsch Eesti English Español Français Galego Hrvatski Italiano Latviešu Lietuvių Magyar Malti Mакедонски Nederlands Norsk Polski Português Português BR Românã Slovenčina Srpski Suomi Svenska Tiếng Việt Türkçe Ελληνικά Български Русский Українська Հայերեն ქართული ენა 中文
Subpage under development, new version coming soon!

Subject: Haberler

2013-12-01 15:10:41
Gezi Parkı olaylarının Beşiktaş'a taştığı sırada Dolmabahçe'de bulunan Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi, eylemciler için sığınma evi olmuştu.

BAŞBAKAN “BİRA İÇTİLER” DEMİŞTİ

Eylemciler, hem biber gazından etkilenmemek hem de yaralıların tedavi edilmesi için doktorlarla birlikte Bezm-i Alem Camisi'ne sığınmıştı. Daha sonra Başbakan Erdoğan"Dolmabahçe Camisi'ne maalesef bira şişeleriyle girmek suretiyle, ayakkabıyla onu da yaptılar." diye göstericileri suçlamıştı.



Ve…

Şimdi…

Cemaat’in gazetesi Zaman’ın istihbarat şefi İbrahim Doğan çok çarpıcı bir açıklama yaptı.

Zaman gazetesi istihbarat şefi Doğan aynen şöyle dedi:

“O bira kutularını sonradan biri koydu, müezzin de bunu teyit etti.”

Odatv ilk günden itibaren bunu söylüyordu ama tam da AKP-Cemaat kavgasının olduğu bir süreçte Cemaat medyasından bir ismin bunu dile getirmesi oldukça manidar.

İşte Zaman’dan İbrahim Doğan’ın takipçileriyle yaptığı o yazışmalar:


2013-12-02 11:42:12
yok yav hiöç yalan olurmu gezidekiler sırf camide içki içip sevişmek için eylem yaptılar onlar müslüman bile değil katılanların hepsi ajan hepside musevi haham çırağı.
ama bunları idaaa eden ve savunanlar ise dünyanın en iyi müminleri doğarken cennetlik olmuş allahın en sevdiği günahsız kulları :))))
2013-12-02 18:43:17
basıt 1 sosyal dırenıs başbakan ilk gun neoluyor çocuklar geliyorum oraya çayınızı içicem dese olaylar olmaz anında bıterdı bıtmıyorsada toplum onunde değerı kalmazdı o dırenısın.Neden doğru yapılmadı başbakanı yanıltanlarmı var acaba benımde merak ettığım danışmanları?
2013-12-02 19:32:38
Fethullah Gülen, 2004’te MGK’da “cemaat faaliyetlerinin takibi”yle ilgili alınan kararı değerlendirirken, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. Gülen, “Kolum kanadım kırıldı, dilime de bir kilit vuruldu. Demek o zaman öyle karar verip hep işin üzerine gitmişler” dedi.

Dershane kapatmaya
2004’te karar verilmiş
MGK’da “cemaat faaliyetlerinin takibi”yle ilgili alınan kararı değerlendiren Fethullah Gülen, “Kolum kanadım kırıldı. Demek o zaman öyle karar verip hep işin üzerine gitmişler” dedi.

Fethullah Gülen, 2004’te MGK’da “cemaat faaliyetlerinin takibi” yle ilgili alınan karara ilişkin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dershaneleri kapatma mevzusunda “ben üç tane bakan değiştirdim bu işi gerçekleştirsin diye” sözlerine göndermede bulundu. Gülen, “2004’te de bir dayatma olmuş. Eğer daha sonra birileri tarafından ’Ben kaç defa bu mevzuda bakanları değiştirdim, bu işi yapın filan diye ‘Demek ki o zaman öyle karar verilmiş, sonra art arda bunlar sürekli, o mevzudaki vazifelileri değiştirerek hep bu işin üzerine gitmişler” dedi.
Herkul.org sitesinde yayımlanan konuşmada Gülen, bugün AKP hükümetinin dershaneleri kapatma kararının arkasında 2004’te alınan MGK kararlarının olduğunu belirterek, “şimdi denen, edilen şeylerle şahsen benim kolum, kanadım kırıldığı gibi, dilime de bir kilit vuruldu.” ifadelerini kullandı.
Fethullah Gülen’in yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle:
* Sineye çektiğimiz, ama zatında hazmedilemeyen şeyler var. Sabrın gereği, onları sineye çekiyorsunuz, yutkunuyorsunuz; çok rahat olan insanlar gibi hemen boşalmayı düşünmüyorsunuz. Çünkü boşaldığınız zaman, çoklarını kırıp geçirmeniz, rencide etmeniz söz konusu. Başkalarını kırmayayım diye, hazmedilmeyecek şeyleri atıyorsunuz içinize; bu defa siz kırılıp dökülüyorsunuz. İşin aslı bu.
* Bir yönüyle hep hüsn-ü zannımızın kurbanı olduk. “Bu mevzuda defaatle boğazlandık.” diyebiliriz. Ama hüsn-ü zan mümkün oldukça, hüsn-ü zan etmek ve hüsn-ü zanna kilitlenmek lazım.
* 2004’te de bir dayatma olmuş. Eğer daha sonra birileri tarafından “Ben kaç defa bu mevzuda bakanları değiştirdim, bu işi yapın filan diye.. Devamı, temadisi olmasaydı, meseleye öyle bakardım. Ama o mevzuyu te’yid eder mahiyette beyanların verilmesiyle, öyle bir mesele karşısında, maşerî vicdan karşısında da bana diyecek bir şey kalmıyor.
* Şimdi denen, edilen şeylerle şahsen benim kolum, kanadım kırıldığı gibi, dilime de bir kilit vuruldu. O gün öyle dendi, arkadan da ısrarla işin üstünde duruldu; “Atılan o imzaların hakkını yerine getirin!.” falan.. gibi, sürç-ü lisan değilse, bir zuhul değilse, bu mevzuda birilerinin dürtüleriyle söylenmiş sözler değilse şayet.. bu şunu-bunu değil, benim kolumu-kanadımı kırdı..
* Her şeye rağmen ben düşünüyorum; “Acaba bunu bile nasıl bir hüsn-ü zan yorumuna bağlayabilirim?” Bir şey bulamadım şu ana kadar...
2013-12-02 19:50:58


Bence küçük bir hareket büyük bir fırtınaya sebep olabilir. Sözgelimi AK Parti içinde muhalif kanatta bulunan biri İstanbul Belediye Başkanı olursa o zaman zincirleme bir tepki reaksiyonu başlayacaktır. Yani parti içindeki muhalefet İstanbul’da seçilebilir bir aday arkasında birleşirse, böylece Erdoğan’ın düşürülmesi için hızlı bir yol açılmış olabilir.

Yazı İçin : Tıkla
2013-12-02 19:55:53

artık ilk gün çay içilir maklube yenilir :))
mıolotof kardeşliği biraz daha genişledi diye düşünmüyorum, zira amerikalı kızın yüzüne biber gazı sıkacak polis de lazımdı.

2013-12-02 19:58:10
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, dershanelerle ilgili taslağın ocak ayında Meclis’e geleceğini söyledi. Arınç, “Taslak son şeklini alacak, ocak ayında Meclis gündeminin mümkün olması halinde hükümet olarak sevk edeceğiz. Ocak ayı içerisinde mümkün olursa TBMM’ye gelecek ve hükümet olarak arkasında duracağız.” dedi.

Başbakanlık yeni binada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu sona erdi. Yaklaşık 7 buçuk saat süren toplantının sonunda Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç basın toplantısı düzenledi.

Bülent Arınç, ayrıca dönüşüm için 2 yıllık süre öngördüklerini ve Eylül 2015’te dershanelerin okullaşmasındaki sürecin son noktaya gelmesini arzu ettiklerini ifade etti.
2013-12-02 20:10:23
Hizmet Hareketi'nin geldiği nokta cemaatlerin devlet içindeki konumunu yeniden düşünmemize vesile olmaktadır. Niçin diğer cemaatler değil de Hizmet Hareketi kendisini siyasetin içerisinde bu ölçüde konumlandırmaktadır? Cevaplanması gereken asıl soru budur. Kendisini diğer cemaatlerden farklılaştıran, kendisine ait kavramları olan ve yapısı gereği kapalı örgütlendiği için kendi üyeleri dışında kimseye yüzde yüz itimat etmeyen bu hareketin sınırları nerede duracaktır? Bu hareket içinden geçtiğimiz süreçte artık kendisini sadece siyasi iktidara karşı değil diğer muhafazakar ve mütedeyyin yapılara karşı da konumlandırmaktadır.

Dershane tartışmalarından sonra Hizmet'e mensup kişilerin diğer cemaatler hakkında kullandığı dil, iktidara karşı kullandığı dile benzer ifadeler barındırmaktadır. Hizmet artık kendisini biricik sanmakta ve dışarıdan gelecek önerilerin hiçbirisini kayda değer bulmamaktadır. Siyasi iktidarı ve liderini eleştiriye kapalı olmakla suçlayan Hizmet, tam aksine kendisine yapılan hiçbir eleştiriyi kabul etmemektedir. Aksine kendisine yapılan birçok eleştiriyi de 'Gayretullah'a dokunmakla savuşturmaktadır.

Yazınının tamamı ...

Yazının özeti.. Bu kadar da körü körüne bağlanılır mı arkadaş. Firavun diyene bak, cemaat cumhurbaşkanı, tabi imam böyle yaparsa cemaatten de bu beklenir.
2013-12-02 20:18:18

Hizmet ve siyaset algısı


Gülen cemaatinin dershanelere ilişkin aldığı bu tutum, aslında, dershane meselesiyle bağlantılı olmayan iki genel eğiliminden besleniyor. Cemaatin birçok başlıkta dershanede takındığı tutumu takınmasını sağlayan ilk dinamik, cemaatin hizmet anlayışıyla ilişkili. Topluma hizmet etme argümanını varlığının ve meşruiyetinin en önemli gerekçesi kılan cemaat, politik tutum alışlarında, cemaatin amaçlarına hizmet etme ilkesini topluma hizmet etme ilkesine tercih ediyor. Oysa bir hizmet hareketi olarak Gülen cemaatinden beklenen genel toplumsal çıkarla cemaatin çıkarının uyumsuzlaştığı durumlarda, toplumsal yararı görmezden gelmek değil, kendi çıkar tanımını revize ederek toplumsal çıkara uyumlu hale getirmektir. Ancak, cemaat, dershanelerin dönüşümünü, hükümetin tutumunda yansımasını bulan kamusal yarar ilkesiyle ele almak yerine, dershane sektöründeki varlığını önceleyerek ele alıyor. Bu sekter anlayış dolayısıyla, cemaat, sadece dershaneleri değil güçlü olduğu bütün kurumları nerdeyse ulusal güvenlik terminolojisiyle koruma altına alıyor, siyasi iktidarın tasarruflarına karşı topyekûn bir direniş vaziyeti alıyor. Bu pozisyon alış, cemaat üyelerinin münferit tutumlarında da yansımasını buluyor. Cemaat mensupları, bulundukları kurumlarda, üstlendikleri görevlerde, grup aidiyetiyle hareket ediyor, grup çıkarlarını kamusal çıkara önceliyor. Bu durum, cemaati toplumla ilişkisinde ve topluma hizmet anlayışında zarara sokabileceği gibi, cemaati siyaset zemininde de tartışmalara açık kılıyor.
İkinci dinamik, Gülen Cemaati 'hizmet hareketi' kalıbına sığdırılamayacak ölçüde siyasi bir özneye dönüşmüş olması. Gülen cemaati, birkaç yıldır, iktidar iddiasına sahip bir muhalif siyasi partinin ajandasından daha atak bir siyasi performans gösteriyor. Hükümetin iç (çözüm süreci, anayasa, demokratikleşme, vb) ve dış politika (İsrail, İran, Mısır, Suriye) yönelimlerine ilişkin eleştirilerini TBMM'deki muhalefet partilerinden daha hızlı ve etkili bir şekilde deklare ediyor. Kurumsal bağlantılarıyla devletin en mahrem bilgi ya da belgelerine ulaşıyor, bu belgelerle siyasal mühendislik yürütüyor. Gülen Cemaati, bu siyasal ajandanın sivil bir hizmet hareketinin koordinatlarını aştığını, sivilliğe de hizmet ajandasına da zarar verdiğini görmek ve kabullenmek istemiyor. Sınırsız maddi ve manevi hizmetleriyle cemaati var kılan özverili tabanın rızasına da aykırı olduğuna inandığım bu siyasal ajanda, Gülen cemaatini birçok konuda AK Parti iktidarıyla karşı karşıya getiriyor.
Sonuç olarak, Gülen cemaatinin sosyal, yazılı ve görsel medya organları üzerinden yürüttüğü çok yönlü kampanya, eğitim başlığı altında, rasyonel bir düzlemde, paydaşlarla yürütülecek müzakerelerle gerçekleştirilebilecek bir sektörel dönüşüm sürecini, mecrasından çıkararak metafizik-dini-duygusal argümanlarla süslü siyasi bir tartışma ve çekişmeye dönüştürmüş durumda. Gelinen noktada ortaya çıkan tablo, hükümetin adımlarından çok cemaatin amaçlarını ve sınırlarını sorgulayan bir hüviyet kazanmış durumda. Oysa eğitim alanındaki gelişmelere odaklanarak yapılması düşünülen dönüşüm ve değişimlerin ne kadar sağlıklı olduğunu tartışmak, doğrudan varlığını ortaya koyarak yapılan bir siyasi mücadeleden daha hayırlı olur (du).

Yazının Tamamı...
2013-12-02 20:36:16
Todays zamanın erdoğanı devirme haberi aynen şöyle bitiyor.

Her ne yapılırsa yapılsın eğer AK Parti Ankara'yı ve İstanbul’u alamazsa ya da oylarından büyük bir kısmını kaybederse Erdoğan bizzat kendi partisi içinde büyük bir muhalefet ile karşılaşacaktır ve biz de hep beraber şu anki birliktelik görüntülerinin gerçekten aldatıcı olduğuna şahit olabiliriz.

ne anlatılıyor burada, hani çay içip kısır yerken yaptığım analizlerle anca milleti güldürüyorum ya...
2013-12-02 20:50:47
İstanbul gitti bence.
2013-12-02 20:52:17
Allah belki de cemaatin sesinin kaç oktav olduğunu duymak istediği için böyle bir musibeti başlarına verdi.Zira onlar bu güçlü sesi imam hatipler kapatılırken , başörtüsü yasaklanırken hep esirgediler milletten.Onları kendi meseleleri gibi görmediler ne hikmetse.Görseler de çok cılız çıktı sesleri.Alın size mesele dedi Allah belki de.Hem de kendi öz meseleniz,size ait,direk sizi ilgilendiren bir mesele...

Edit:imla
(edited)
2013-12-02 21:00:03
O zaman mağdur olma fırsatları vardı. Şimdi nakit kaybı olacak.
2013-12-02 21:00:23
Finansal mağduriyet daha önemli demek ki :D
2013-12-02 22:41:56
Finansal mağduriyet daha önemli demek ki :D

tayyip dershaneler kapanınca teşvikmiş primmiş kat kat para aktaracaktı cemaate, yalan diyen gelsin söylesin de biz de bilelim, malum benim matemetik kırık.

Haber : Kısaca dershane bahane, CHP şahane
2013-12-03 10:44:30
:-)) akp cemaatı bıtırme pesınde ne para aktarmasıymıs :-))