Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Haberler
Tabii işin ilginç yanı sağa oy versen fetoya sola oy versen yıne fetoya gidiyor.Ben bu işten bir sey anlamadım :)
Yil basi cekilisi erken yapildi diuolar bi sene.
Zengin 10 kisi dun basina tanitilmis :)
Zengin 10 kisi dun basina tanitilmis :)
'Yolsuzluk ve rüşvet' iddialarına ilişkin yeni soruşturmanın dosyası elinden alınan Savcı Muammer Akkaş'tan yazılı açıklama geldi. Soruşturma yapmasının engellendiğini kaydeden Akkaş, "Yargıya açıkça baskı yapılmıştır" dedi.
Akkaş, açıklamasında şunları kaydetti:
Tarafımca yürütülen soruşturmada karşılaştığım baskılar nedeniyle açıklama yapmak gereği ortaya çıktı.
Bugün itibariyle bu soruşturma dosyasının içinde yer alan arama, el koyma ve gözaltı kararlarıyla birlikte gerekçe gösterilmeden uhdemden alındığını öğrendim. Bundan sonra sorumluluk İstanbul Cumhuriyet başsavcısı ve Başsavcı vekilliğindedir.
Tüm meslektaşlarım ve kamuoyu bilmelidir ki soruşturma yapmam engellenmiştir.
Akkaş, açıklamasında şunları kaydetti:
Tarafımca yürütülen soruşturmada karşılaştığım baskılar nedeniyle açıklama yapmak gereği ortaya çıktı.
Bugün itibariyle bu soruşturma dosyasının içinde yer alan arama, el koyma ve gözaltı kararlarıyla birlikte gerekçe gösterilmeden uhdemden alındığını öğrendim. Bundan sonra sorumluluk İstanbul Cumhuriyet başsavcısı ve Başsavcı vekilliğindedir.
Tüm meslektaşlarım ve kamuoyu bilmelidir ki soruşturma yapmam engellenmiştir.
hadi "devlet"çiler ve "camia" hakkında atıp tutanlar buyrun konuşun daha ne kadar kendinizi yerin dibine sokabilirsiniz görelim...
anlaşılan tekmeyi yiyen ya eline verilen bildirileri okuyor, ya da şov yapıyor!
yada emir eri gibi görev yapmayı rededip millete gerçekleri açıklayanı karalama kampanyası ....
üstlerinden gizli şekilde, devletin kritik noktalarında tutuklamalar yaparak devletin işleyişini durdurma ve ortadan kaldırma girişimleri tcdd haberi ile deşifre oldu.
bu çete operasyonları önceden kendilerine camia ismi takmış medya grubuna servis ederek, medya önünde tutuklanacak kişilerin itibarını zedelemek ve devletin kurumlarını itibarsızlaştırmak istiyor.
devlete yönelik darbe girişimi içindeki savcıların, açılacak bir soruşturma ile tutklanması bekleniyor.
beddua yuvası oldunuz siz, millet herşeyi duyuyor merak etme.
milletin yardım paralarıyla, milletin emanet ettiği evlatlarıyla bu millete tuzak kurmak camia yapıyor galiba sizi. hocanız hala arapça kime beddua ettiğini söylemedi bu arada.
milletin yardım paralarıyla, milletin emanet ettiği evlatlarıyla bu millete tuzak kurmak camia yapıyor galiba sizi. hocanız hala arapça kime beddua ettiğini söylemedi bu arada.
O beddua değil,Mübaheledir videoyu tamamen izle sonra konuş..Allah katında yeminleşmedir,eğer kendine güvenirsen Amin dersin..Kim yalancıysa Allah katında ortaya çıkar..Tabi akp kendine güvenmediği için işi çarpıttı ve mübahele olmadı yani havada kaldı,tek taraflı oldu..
Hürriyet'ten Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre Güler, CHP milletvekili Muharrem Işık'ın soru önergesine verdiği yanıtta şu ifadeyi kullandı:
"Toplumsal olaylara müdahale araçlarında kullanılan su, şebeke suyu olup belediye ve itfaiye hidratı bulunan vanalardan temin edilmektedir. Bununla birlikte ihtiyaç duyulması halinde OC (Oleoresin of Capsicum) gaz solüsyonu, sentetik yangın söndürme köpüğü ve gıda boyası kullanılmaktadır,"
OLEORESİN OF CAPSİCUM NEDİR?
Muammer Güler'in soru önergesi cevabında bahsettiği Oloresin of Capsicum biber gazının bilimsel adı. Gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına, geçici körlüğe neden oluyor.
"MÜDAHALE ORANTILI OLDU"
Güler, soru önergesi yanıtında Gezi olayları sırasında güvenlik güçlerinin müdahalesinin "orantılı olduğunu" da savunarak, "Kamuoyunda Taksim Gezi Parkı olarak adlandırılan yasadışı gösterileri engellemek, güvenlik güçlerine karşı yapılan mukavemeti kırmak, başkalarının can ve emniyetini sağlamak amacıyla gerekli tedbirler alınmış, ilgili mevzuatın verdiği yetki çerçevesinde orantılılık ilkesine uygun ve grubun direncini kıracak nispette gerekli müdahaleler yapılmıştır" ifadesi kullanıldı.
VALİ "SUDA KİMYASAL YOK" DEMİŞTİ
Gezi olayları sırasında TOMA'larda kullanılan suya katkı maddesi koyulduğu iddiaları üzerine İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da açıklama yaparak, "Su ilaçlı ama içinde kimyasal yok" demişti. Vali Mutlu, 17 Haziran'da yaptığı açıklamada ilgili soruları şöyle yanıtlamıştı; "Emniyet birimlerimizin kullanmış olduğu TOMA'lardan tazyikli su ile birlikte bazı araçlarda da renginden zaten fark ediyorsunuz. Biraz daha rengi daha koyu olan sular püskürtülüyor. Bu da ilaçlı bir sudur. Ama hiçbir şekilde kimyasal bir etki içeren, kimyasal nitelikli bir su değildir. Bugüne kadar da kullanılmıştır. Dolayısıyla bunun 'kimyasal kullanıldı' şeklinde abartılması daha doğrusu çarpıtılması tamamen belli toplumu acite etmeye yönelik davranışlardır, sözlerdir. Bunlara itibar edilmesin. Artık bunu hepimiz biliyoruz. Bu tür suların önüne artık vatandaşlarımız, göstericiler bile alıştı. 'Bana da su at' diye rahatlıkla gelebiliyor. Bu suları vatandaşlarımızda görüyor. Biz bunu sıkmak istemiyoruz. Ama göstericilerde bunu gayet iyi biliyorlar ki bu suyun kimyasalla bir ilgisi yoktur. Bu tür haberlere itibar edilmemesini özellikle rica ediyorum."
"Toplumsal olaylara müdahale araçlarında kullanılan su, şebeke suyu olup belediye ve itfaiye hidratı bulunan vanalardan temin edilmektedir. Bununla birlikte ihtiyaç duyulması halinde OC (Oleoresin of Capsicum) gaz solüsyonu, sentetik yangın söndürme köpüğü ve gıda boyası kullanılmaktadır,"
OLEORESİN OF CAPSİCUM NEDİR?
Muammer Güler'in soru önergesi cevabında bahsettiği Oloresin of Capsicum biber gazının bilimsel adı. Gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına, geçici körlüğe neden oluyor.
"MÜDAHALE ORANTILI OLDU"
Güler, soru önergesi yanıtında Gezi olayları sırasında güvenlik güçlerinin müdahalesinin "orantılı olduğunu" da savunarak, "Kamuoyunda Taksim Gezi Parkı olarak adlandırılan yasadışı gösterileri engellemek, güvenlik güçlerine karşı yapılan mukavemeti kırmak, başkalarının can ve emniyetini sağlamak amacıyla gerekli tedbirler alınmış, ilgili mevzuatın verdiği yetki çerçevesinde orantılılık ilkesine uygun ve grubun direncini kıracak nispette gerekli müdahaleler yapılmıştır" ifadesi kullanıldı.
VALİ "SUDA KİMYASAL YOK" DEMİŞTİ
Gezi olayları sırasında TOMA'larda kullanılan suya katkı maddesi koyulduğu iddiaları üzerine İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da açıklama yaparak, "Su ilaçlı ama içinde kimyasal yok" demişti. Vali Mutlu, 17 Haziran'da yaptığı açıklamada ilgili soruları şöyle yanıtlamıştı; "Emniyet birimlerimizin kullanmış olduğu TOMA'lardan tazyikli su ile birlikte bazı araçlarda da renginden zaten fark ediyorsunuz. Biraz daha rengi daha koyu olan sular püskürtülüyor. Bu da ilaçlı bir sudur. Ama hiçbir şekilde kimyasal bir etki içeren, kimyasal nitelikli bir su değildir. Bugüne kadar da kullanılmıştır. Dolayısıyla bunun 'kimyasal kullanıldı' şeklinde abartılması daha doğrusu çarpıtılması tamamen belli toplumu acite etmeye yönelik davranışlardır, sözlerdir. Bunlara itibar edilmesin. Artık bunu hepimiz biliyoruz. Bu tür suların önüne artık vatandaşlarımız, göstericiler bile alıştı. 'Bana da su at' diye rahatlıkla gelebiliyor. Bu suları vatandaşlarımızda görüyor. Biz bunu sıkmak istemiyoruz. Ama göstericilerde bunu gayet iyi biliyorlar ki bu suyun kimyasalla bir ilgisi yoktur. Bu tür haberlere itibar edilmemesini özellikle rica ediyorum."
Alo fetva hattı kilitlenmiş, o yüzden bedduamıydı, yoksa dua mıydı bişey diyemeyeceğim.
eğer hakikaten bu olumsuz şeylerin üzerine giden arkadaşlar,kimse onlar tanımıyorum,binde birini bile tanımıyorum... Bu işin üzerine,‘Hukukun ve aynı zamanda sistemin,dinin ve aynı zamanda demokrasinin gerektirdiği şeyler bunlardır’ deyip,arınma adına,yıkanma adına,temizlenme adına,kirlerin öbür tarafa kalmasına meydan vermemek adına bir şey yaparken dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,bize de nisbet ediyorlar,dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum... Dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa,Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa,İslam’ın hukukuna aykırıysa,modern hukuka aykırıysa,günümüz demokratik telakkilere aykırıysa Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın,evlerine ateş salsın,yuvalarını başlarına yıksın. Ama öyle değilse,hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler,cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar... Allah onların evlerine ateşler salsın,yuvalarını yıksın,birliklerini bozsun,duygularını sinelerinde bıraksın,önlerini kessin,bir şey olmaya imkan vermesin
şimdi burada zeki biri olmadığımı söyleyeyim,
ama ahmakta olmadığımı düşünüyorum.
burada gülen operasyonu üstlenmedi mi?
tanımadığı kişilerin içine kendisine de beddua etmiyor mu?
insan tanımadığı adam için kendine bddua ettirir mi?
bizlen dalga mı geçiliyor?
din ile dalga olmaz!
eğer hakikaten bu olumsuz şeylerin üzerine giden arkadaşlar,kimse onlar tanımıyorum,binde birini bile tanımıyorum... Bu işin üzerine,‘Hukukun ve aynı zamanda sistemin,dinin ve aynı zamanda demokrasinin gerektirdiği şeyler bunlardır’ deyip,arınma adına,yıkanma adına,temizlenme adına,kirlerin öbür tarafa kalmasına meydan vermemek adına bir şey yaparken dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,bize de nisbet ediyorlar,dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum... Dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa,Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa,İslam’ın hukukuna aykırıysa,modern hukuka aykırıysa,günümüz demokratik telakkilere aykırıysa Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın,evlerine ateş salsın,yuvalarını başlarına yıksın. Ama öyle değilse,hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler,cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar... Allah onların evlerine ateşler salsın,yuvalarını yıksın,birliklerini bozsun,duygularını sinelerinde bıraksın,önlerini kessin,bir şey olmaya imkan vermesin
şimdi burada zeki biri olmadığımı söyleyeyim,
ama ahmakta olmadığımı düşünüyorum.
burada gülen operasyonu üstlenmedi mi?
tanımadığı kişilerin içine kendisine de beddua etmiyor mu?
insan tanımadığı adam için kendine bddua ettirir mi?
bizlen dalga mı geçiliyor?
din ile dalga olmaz!
Rüşvet soruşturmasının ikinci dalgasıyla ilgili dosya elinden alınan Savcı Muammer Akkaş açıklaması sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı basın açıklaması yaptı.
Açıklamadan satırbaşları;
Sizlere bir kağıt dağıtıldı bir savcımız tarafından. Yalan yanlış bilgiler verildi. İşin esasını ve doğrusunu anlatmak mecburiyetinde kaldım.
Dün sizlere bir basın açıklaması vermiştik. Orada şöyle demiştik, başsavcıların savcılar üzerinde denetim yetkisi vardır, bu yasada böyle yazılmıştır. Soruşturmaları başsavcılar başlatır ya da yetki verdiği vekiller ve cumhuriyet savcıları yaparlar. Başsavcılığımız 200 kadar savcıyı bünyesinde barındırıyor, bu 200 savcı rastgele kendi kendine ne soruşturma başlatır ne de bitirir.
Bir iş bölümü içinde çalışıyoruz. Çalışma talimatımız var. bu talimat yıllardan beri yürürlükte. Kitapçık halinde bastırıyoruz, bütün savcılara, diğer kurumlara, emniyete gönderiyoruz. Yürürlükte olan son çalışma talimatımız, 1 ekim 2012'de basılmış. Kuralları orada koymuşuz. Bugün koymamışız.
Dün açıkladığımız gibi şöyle diyoruz "Cumhuriyet savcıları önemli olayları kamuoyunu ilgilendiren medyada yer alacak olayları derhal, hatta çok önemliyse faksla telefonla, başsavcıya veya vekile bildirir. Ya böyle bir şey olmazsa kaos olur. Her önüne gelen kendiliğinden bir şey yaparsa.
Bırakalım telefonla faksla bilgilendirmeyi, iki yıldır hiçbir bilgi verilmeden yürütülen soruşturmalar var. kayıtlara başka isimler girilmiş, ya da hiç kaydedilmemiş. Bir savcı isterse yırtar yok eder, isterse işleme koyar, bilen gören yok.
Bizim talimatımızda diyor ki, "soruşturmaların hukuka uygun yürümesi, gizliliğe riayet edilecek. Biz basın açıklaması yapabiliriz. Ya başsavcımız yada basın sözcümüz var o yapar.
Buna riayet etmeyen, elindeki soruşturma bilgilerini medyaya aktaranlar, hukuka uygun soruşturma yürütemeyenlerin soruşturması başka savcıya verilir. Bu talimatta böyle.
Bugün görüp uygulamış değiliz. Geçmişte de buna riayet etmeyenleri değiştirdik.
Şimdi yanlış aktarılıyor savcı tarafından. Bu yeni bir uygulama değil.
İkincisi bir başsavcı vekilimiz, TMK'dan sorumlu vekil olmak üzere beş savcımız inceliyor. Bu beş savcı yanlış yapacak tek savcı mı doğru yapacak? Olayın aslını size açıklıyorum.
Son bir yönetmelik çıktı, başsavcıya bildirilecek. Esasen önceden de bildirilecekti ama. Salı günü soruşturma savcımızla konuştuk. Böyle bir dosyası var öğleden sonra bize anlattı. Vekiliyle beraber geldi, vekilin haberi yok.
Bir kısmı İzmir'de bir kısmı başka şehirlerde, TMK görevine gören bir suç yok. Şimdi cebir ve şiddet yok ise TMK organize suçlara da bakmaz. Şimdi arkadaşımız bazı bilgi verdi ama. Dedim ki dosyayı iyice, başsavcı vekilimizle okuyun kapsamlı bana bilgi verin. Eksiğimiz olmasın fazlamız olmasın noksanlıklar olmasın. Anlaştık, yarın bilgi veririz diye gittiler.
Ama sabahleyin geldik ki olay medyada. Yani dün. Dün akşama kadar bu olay medyadaydı. Bunun üzerine bir de basın açıklaması yaptık. Gizlice hemen emniyete medyaya intikal ettiriliyor. Medyanın gücüyle savcı çalışır mı? Soruşturmalar böyle orta yerde yapılabilir mi? Medyaya aktarmak suç değil mi?
Savcının bu hareketi karşısında, ben bugün yazı yazdım. Talimatı uygula diye, o da uygulayarak beş savcı kendisi de dahil görevlendirdi. Şimdi inceliyor.
Huzurunuzda ilan ediyorum. 35 seneden fazla bu meslekteyim. Hiç kimseden emir almam. Bütün bir cümle Türkiye'de en uzun terör mahkemelerinde çalışmış bir savcıyım. Benim bütün amacım, belki sizler de tanırsınız. Hukuk uygulansın, soruşturmalarımız sırf adalet adına yürüsün. Şu bu amaçla yürümesin.
Başkaları ne diyorsa desin. Kimseden emir almam. Soruşturmalar yapılacak, ne fazla ne eksik. Durum bu.
Yani Türkiye'nin en büyük adliyesi, 600 kadar hakim ve savcının çalıştığı adliye, şu veya bu sebeple yargının rencide edilmesini, yanlış anlamlara sebebiyet verilmesini önlemek için bu açıklamayı yapıyorum
Sizlerin hiçbirisine özel bir bilgi vermiyorum. Bir basın açıklaması yapıyoruz ki ya ben ya basın sözcümüz yapar. Bunun dışındaki açıklamalara itibar edilemez. Bir savcı, başsavcısıyla vekiliyle konuşup, yarın gizlice her şeyi medyaya aktarır mı? Aktarıyorsa bunun amacı ne? Neyi kimden kaçırıyor?
Sızdırdığı tespit edildi mi? E şimdi soruşturma dosyası onda, bir de belki daha önce hazırlayan kolluk kuvvetlerinde vardır. Bilmiyorum.
Açıklamadan satırbaşları;
Sizlere bir kağıt dağıtıldı bir savcımız tarafından. Yalan yanlış bilgiler verildi. İşin esasını ve doğrusunu anlatmak mecburiyetinde kaldım.
Dün sizlere bir basın açıklaması vermiştik. Orada şöyle demiştik, başsavcıların savcılar üzerinde denetim yetkisi vardır, bu yasada böyle yazılmıştır. Soruşturmaları başsavcılar başlatır ya da yetki verdiği vekiller ve cumhuriyet savcıları yaparlar. Başsavcılığımız 200 kadar savcıyı bünyesinde barındırıyor, bu 200 savcı rastgele kendi kendine ne soruşturma başlatır ne de bitirir.
Bir iş bölümü içinde çalışıyoruz. Çalışma talimatımız var. bu talimat yıllardan beri yürürlükte. Kitapçık halinde bastırıyoruz, bütün savcılara, diğer kurumlara, emniyete gönderiyoruz. Yürürlükte olan son çalışma talimatımız, 1 ekim 2012'de basılmış. Kuralları orada koymuşuz. Bugün koymamışız.
Dün açıkladığımız gibi şöyle diyoruz "Cumhuriyet savcıları önemli olayları kamuoyunu ilgilendiren medyada yer alacak olayları derhal, hatta çok önemliyse faksla telefonla, başsavcıya veya vekile bildirir. Ya böyle bir şey olmazsa kaos olur. Her önüne gelen kendiliğinden bir şey yaparsa.
Bırakalım telefonla faksla bilgilendirmeyi, iki yıldır hiçbir bilgi verilmeden yürütülen soruşturmalar var. kayıtlara başka isimler girilmiş, ya da hiç kaydedilmemiş. Bir savcı isterse yırtar yok eder, isterse işleme koyar, bilen gören yok.
Bizim talimatımızda diyor ki, "soruşturmaların hukuka uygun yürümesi, gizliliğe riayet edilecek. Biz basın açıklaması yapabiliriz. Ya başsavcımız yada basın sözcümüz var o yapar.
Buna riayet etmeyen, elindeki soruşturma bilgilerini medyaya aktaranlar, hukuka uygun soruşturma yürütemeyenlerin soruşturması başka savcıya verilir. Bu talimatta böyle.
Bugün görüp uygulamış değiliz. Geçmişte de buna riayet etmeyenleri değiştirdik.
Şimdi yanlış aktarılıyor savcı tarafından. Bu yeni bir uygulama değil.
İkincisi bir başsavcı vekilimiz, TMK'dan sorumlu vekil olmak üzere beş savcımız inceliyor. Bu beş savcı yanlış yapacak tek savcı mı doğru yapacak? Olayın aslını size açıklıyorum.
Son bir yönetmelik çıktı, başsavcıya bildirilecek. Esasen önceden de bildirilecekti ama. Salı günü soruşturma savcımızla konuştuk. Böyle bir dosyası var öğleden sonra bize anlattı. Vekiliyle beraber geldi, vekilin haberi yok.
Bir kısmı İzmir'de bir kısmı başka şehirlerde, TMK görevine gören bir suç yok. Şimdi cebir ve şiddet yok ise TMK organize suçlara da bakmaz. Şimdi arkadaşımız bazı bilgi verdi ama. Dedim ki dosyayı iyice, başsavcı vekilimizle okuyun kapsamlı bana bilgi verin. Eksiğimiz olmasın fazlamız olmasın noksanlıklar olmasın. Anlaştık, yarın bilgi veririz diye gittiler.
Ama sabahleyin geldik ki olay medyada. Yani dün. Dün akşama kadar bu olay medyadaydı. Bunun üzerine bir de basın açıklaması yaptık. Gizlice hemen emniyete medyaya intikal ettiriliyor. Medyanın gücüyle savcı çalışır mı? Soruşturmalar böyle orta yerde yapılabilir mi? Medyaya aktarmak suç değil mi?
Savcının bu hareketi karşısında, ben bugün yazı yazdım. Talimatı uygula diye, o da uygulayarak beş savcı kendisi de dahil görevlendirdi. Şimdi inceliyor.
Huzurunuzda ilan ediyorum. 35 seneden fazla bu meslekteyim. Hiç kimseden emir almam. Bütün bir cümle Türkiye'de en uzun terör mahkemelerinde çalışmış bir savcıyım. Benim bütün amacım, belki sizler de tanırsınız. Hukuk uygulansın, soruşturmalarımız sırf adalet adına yürüsün. Şu bu amaçla yürümesin.
Başkaları ne diyorsa desin. Kimseden emir almam. Soruşturmalar yapılacak, ne fazla ne eksik. Durum bu.
Yani Türkiye'nin en büyük adliyesi, 600 kadar hakim ve savcının çalıştığı adliye, şu veya bu sebeple yargının rencide edilmesini, yanlış anlamlara sebebiyet verilmesini önlemek için bu açıklamayı yapıyorum
Sizlerin hiçbirisine özel bir bilgi vermiyorum. Bir basın açıklaması yapıyoruz ki ya ben ya basın sözcümüz yapar. Bunun dışındaki açıklamalara itibar edilemez. Bir savcı, başsavcısıyla vekiliyle konuşup, yarın gizlice her şeyi medyaya aktarır mı? Aktarıyorsa bunun amacı ne? Neyi kimden kaçırıyor?
Sızdırdığı tespit edildi mi? E şimdi soruşturma dosyası onda, bir de belki daha önce hazırlayan kolluk kuvvetlerinde vardır. Bilmiyorum.
Birşey diyemeyeceksen niye yorum yapıyorsun da insanlara iftira atıyorsun..Eğer yolsuzluk yapmadıklarını söylüyorlarsa çıkar Allah katında yeminleşirsin..
Ben operasyonun içeriğine bakarım,ister cemaat yapsın isterse abd ortada yolsuzluk var mı yok mu? Madem hükümet temiz niye insanlar görevden alındı..Başbakan çıkıp bunu açıklasın,Gündemi değiştirmesin..
madem bu kadar dindarsın ve osmanlı ruhu taşıyorsun; Doğruya doğru demek imandandır,haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır..akp için yanlışa savunma ve bu adama mehdi gibi tapma..Ortada bir yanlış var sen bunu savunuyorsun benim mübarek ve dindar kardeşimmmm
Ben operasyonun içeriğine bakarım,ister cemaat yapsın isterse abd ortada yolsuzluk var mı yok mu? Madem hükümet temiz niye insanlar görevden alındı..Başbakan çıkıp bunu açıklasın,Gündemi değiştirmesin..
madem bu kadar dindarsın ve osmanlı ruhu taşıyorsun; Doğruya doğru demek imandandır,haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır..akp için yanlışa savunma ve bu adama mehdi gibi tapma..Ortada bir yanlış var sen bunu savunuyorsun benim mübarek ve dindar kardeşimmmm
Dürüst oldukları halde görevden alındığını düşünenler, bunu bile İsrail yaptı sananlar, para sayma makinesini polis getirdiğine inananlar, olayı ortaya çıkartan emniyet müdürleri ve savcıların değişmesini haklı bulanlar ve yolsuzluğun Türk milleti için yapıldığını inananlar rahat olsun. Allah katında yargılanmazlar. Yetersizlikten dolayı cennete giderler direk. :D
Cemaat yazarından skandal tweet!
Cemaat medyası hükümet karşıtlığını farklı bir boyuta taşıdı. Gazeteciliği bir yana bir bırakan Cemaat yazarları vatan hainliğine başladı. Cemaat'in tetikçi yazarlarında Mahir Zeynalov Twitter'da provokatif açıklamalarda bulundu.
Mahir Zeynalov twitter üzerinde Türkiye ve hükümeti karalamak için yalan yanlış bilgiler yayınladı. Zeynalov, Savcı Elkaide militanlarını yakalamak istedi hükümet önledi diyerek operasyonu çarpıttı.
Türkiye'de yaşananları Batı kamuoyuna çarpıtarak vermek isteyen Cemaat yazarının tek amacı Türkiye'yi ve AK Parti hükümetini küçük düşürmek.
bunu da ben söyleyeyim, bahsedilen operasyonun hedefi mavi marmara ile ilişkili ihh'dır. bu israilin rovanş almak istediğini açıkça göstermiyor mu? hem de cemaatten camiaya dönüşmüş bir çete ile.