Subpage under development, new version coming soon!
Subject: Haberler
bu kadar zaman neden beklemis ki gemicikler olayı,deniz feneri olayı hatta fazılet partısı kapatılınca kaybolan paralar uzatmak istersek daha çok uzar bır suru seyı sıneye çekmıs iktidar kaymağınıda yemiş sımdı gemı su alınca ilk kaçanlardan olacak :)
Eyvallah da
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Devlette paralel yapılanma var."
Bu paralel yapılanmaya en fazla kimin izin ve gaz verdiğini bir kenara bırakıp cümlenin aslına hak veriyoruz ve diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Paralel yapının operasyonlar için düğmeye bastığı tarih manidardır."
"Ne zaman düğmeye basarsa manidar olmayacaktı?" diye sormuyoruz ve diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Bu paralel yapı daha önce de TSK'ya kumpas kurdu."
"O kumpas kurulurken pek memnundunuz; savcıların önünü açıyor, askeri vesayetin bitirildiğini söylüyor ve 'Dosyaların içeriğini görelim' diyordunuz" diye hatırlatma gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Cemaat, yargıyı ve polisi ele geçirmiş. Bunları temizlemezsek, millet iradesinin üstünlüğünü uygulamaya geçiremeyiz."
"10 yıldır o savcıları, o polisleri siz atadınız, onlara her türlü yetkiyi verdiğiniz sırada aklınız neredeydi?" sorusunu sormadan diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Bunlar İsrail'in ve ABD'nin güdümünde hareket ediyorlar. Siyonistlerle gizli toplantılar yapıyor, Türkiye'de onların emellerine hizmet ediyorlar."
"En önemli Yahudi örgütlerinden sizler de ödüller almadınız mı, elinizde onca istihbarat örgütü varken bunların bu ilişkilerini görmediniz mi?" deme gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Devlet otoritesi, hesap vermeyen odak ve zümrelerle paylaşılmaz."
Yüzde yüz hak verdiğim için "Bugüne kadar yaptığınız paylaşım değil de kullanma mıydı?" deme gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
Ama tüm bunlara "Eyvallah" demem, tüm bunlara "Haklısınız" demem, "hakkınızı teslim" etmem, çok önemli bir gerçeği ve soruyu ortadan kaldırmıyor.
"Eyvallah da, bu yolsuzluklar ne olacak?"
Taraflı olduğunu düşündüğünüz savcıları görevden aldınız, tamam da yerlerine getirdiğiniz "paralel olmayan" savcılar bu dosyaları "hakkıyla" ele alacaklar mı?
Bakanlarla ilgili iddiaları içeren fezlekeler TBMM Başkanlığı'na geldiği zaman gereği yapılacak mı?
Ortalıkta cirit atan "iddialar" araştırılacak mı?
Hükümet bu yolsuzlukların üzerine ciddiyetle gidecek mi?
Bu pislik temizlenecek mi?
Bunun hesabını "yargının" sormasına "yürütme" izin verecek mi?
Bunlar herkesin aklındaki sorular.
Evet, bugün çok büyük bir çoğunluk, hükümetin "paralel devlet"le mücadele etmesini istiyor, bu konuda hükümeti haklı buluyor, hükümete destek veriyor.
Ama aynı çoğunluk yolsuzluk iddialarını da biliyor, duyuyor, görüyor, kimse yazmasa da okuyor.
Ve paralel devletin çökertilmesi kadar yolsuzlukların da hesabının sorulmasını istiyor.
Anladınız mı bilmiyorum.
Anladınızsa da eyvallah!
Anlamadınızsa da eyvallah!
Fatih Altaylı
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Devlette paralel yapılanma var."
Bu paralel yapılanmaya en fazla kimin izin ve gaz verdiğini bir kenara bırakıp cümlenin aslına hak veriyoruz ve diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Paralel yapının operasyonlar için düğmeye bastığı tarih manidardır."
"Ne zaman düğmeye basarsa manidar olmayacaktı?" diye sormuyoruz ve diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Bu paralel yapı daha önce de TSK'ya kumpas kurdu."
"O kumpas kurulurken pek memnundunuz; savcıların önünü açıyor, askeri vesayetin bitirildiğini söylüyor ve 'Dosyaların içeriğini görelim' diyordunuz" diye hatırlatma gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Cemaat, yargıyı ve polisi ele geçirmiş. Bunları temizlemezsek, millet iradesinin üstünlüğünü uygulamaya geçiremeyiz."
"10 yıldır o savcıları, o polisleri siz atadınız, onlara her türlü yetkiyi verdiğiniz sırada aklınız neredeydi?" sorusunu sormadan diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Bunlar İsrail'in ve ABD'nin güdümünde hareket ediyorlar. Siyonistlerle gizli toplantılar yapıyor, Türkiye'de onların emellerine hizmet ediyorlar."
"En önemli Yahudi örgütlerinden sizler de ödüller almadınız mı, elinizde onca istihbarat örgütü varken bunların bu ilişkilerini görmediniz mi?" deme gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
AK Parti ve hükümet ne diyor?
"Devlet otoritesi, hesap vermeyen odak ve zümrelerle paylaşılmaz."
Yüzde yüz hak verdiğim için "Bugüne kadar yaptığınız paylaşım değil de kullanma mıydı?" deme gereği hissetmeden diyorum ki:
- Eyvallah, haklısınız.
Ama tüm bunlara "Eyvallah" demem, tüm bunlara "Haklısınız" demem, "hakkınızı teslim" etmem, çok önemli bir gerçeği ve soruyu ortadan kaldırmıyor.
"Eyvallah da, bu yolsuzluklar ne olacak?"
Taraflı olduğunu düşündüğünüz savcıları görevden aldınız, tamam da yerlerine getirdiğiniz "paralel olmayan" savcılar bu dosyaları "hakkıyla" ele alacaklar mı?
Bakanlarla ilgili iddiaları içeren fezlekeler TBMM Başkanlığı'na geldiği zaman gereği yapılacak mı?
Ortalıkta cirit atan "iddialar" araştırılacak mı?
Hükümet bu yolsuzlukların üzerine ciddiyetle gidecek mi?
Bu pislik temizlenecek mi?
Bunun hesabını "yargının" sormasına "yürütme" izin verecek mi?
Bunlar herkesin aklındaki sorular.
Evet, bugün çok büyük bir çoğunluk, hükümetin "paralel devlet"le mücadele etmesini istiyor, bu konuda hükümeti haklı buluyor, hükümete destek veriyor.
Ama aynı çoğunluk yolsuzluk iddialarını da biliyor, duyuyor, görüyor, kimse yazmasa da okuyor.
Ve paralel devletin çökertilmesi kadar yolsuzlukların da hesabının sorulmasını istiyor.
Anladınız mı bilmiyorum.
Anladınızsa da eyvallah!
Anlamadınızsa da eyvallah!
Fatih Altaylı
Abdullah Öcalan: ''Lan bir tek ben miyim bu yargı kararlarını tanıyan?''
Hükümet de dahil olmak üzere bir süredir ülkenin farklı kesimlerinden art arda gelen "yargı kararlarını tanımıyoruz" açıklamaları İmralı'da sabırları taşırdı. Cezaevi yönetiminden aldığı özel izinle gazetecilerin karşısına çıkan Öcalan, "Ben burada 2 kişiyle görüşmek için bile rica minnet yargının ağzına bakayım, millet dışarıda gününü gün etsin. Oh, iyi valla. Ben miyim bu ülkenin enayisi arkadaş?" derken, eğer çok geç değilse kendisinin de yargı kararlarını tanımamak istediğini ifade etti.
Öcalan, 20 kadar basın mensubunu ağırladığı konuşmasında, 1999'dan beri hayatını yargı kararına göre düzenleyen bir insan olarak bir süredir dışarıdan gelen haberlere inanmakta güçlük çektiğini belirterek şöyle devam etti:
"Geçen işte bizim Sırrı geldi, ona da sordum, 'Oğlum bak sırf beni gıcık etmek için böyle haberler uydurmuyolar di mi?' dedim. Başta 'Yok abi öyle değil, başka durumlar' var diye hık mık etti ama zorlayınca çıkardı ağzından baklayı. Sonra bir de 'Abi ben hık mık etmedim, Bizim Adıyaman şivesi öyle' diye bana ayak yapıyor. Neyse yani, bildiğin alemin safı benmişim de haberimiz yokmuş. Aslında ilk o yakalanınca efendilik edip 'Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliğine hazırım' demem büyük hata oldu zaten. Hakim, savcı kim varsa atarlanmamız lazımmış, bilemedik..."
Muhabirlerle dertleşti
Zamanında sırf yargıyı tanımamak için dağa çıkmış bir insan olarak şu an içinde bulunduğu durumun kendisine dokunduğunu söyleyen Öcalan, bir süre muhabirlerle dertleşerek gardiyanların bile kendisiyle dalga geçtiğinden yakındı. "Daha bu sabah, bir tanesi gelmiş bana 'Valla kimsenin yargıyı salladığı yok, sen boşa duruyon burada ha. Bana bile geçen kredi kartı yüzünden haciz geldi misal. Tanımıyorum lan sizi deyip geri yolladım memurları...' diyor. Al buyur. Ölür müsün öldürür müsün?" diyen Öcalan, havalar biraz düzeldikten sonra kendisinin de kralı gelse tanımayacağını net bir şekilde ifade etti.
Öcalan, "Şimdi de tanımam aslında ama mevsimi değil, denize girilmez bu havada. Nisan Mayıs gibi restimi çeker yüze yüze giderim buradan. Kimse de kusura bakmasın. Tanıyacağım kadar tanıdım ben yargıyı" dedikten sonra görüşme süresinin dolduğu uyarısıyla toplantıya son verdi. Son olarak hapishaneden çıkış yapmakta olan gazetecilere, "Gidin gidin, siz de öyle uyun yargı kararına, aman ha dakkası dakkasına uyun. Deminden beri ne anlatıyorum ben burada ya?" şeklinde seslenen Abdullah Öcalan, daha sonra gardiyanlar eşliğinde hücresine döndü.
Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek uygulama dün akşam gerçekleşti ve bir asliye ceza mahkemesi TİB aracılığıyla CHP Genel başkan Yardımcısı Umut Oran'a başvurarak, 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Soruşturması ile ilgili olarak verdiği soru önergesini kişisel web sitesinden kaldırmasını talep etti. Bu duruma sert tepki gösteren Umut Oran, "Türkiye'de ilk kez mahkeme, yasamaya sansür koymaya çalıştı! Kim hangi hakla soru önergesi vermeme, web sitemde yayımlamama yasak koymaya cüret edebilir. Başbakan Erdoğan'ın emriyle TİB, tbmm.gov.tr adresine girip yolsuzluk önergelerini de mi ayıklayacak? Milli iradenin temsilcisi olan Meclis'e sansür girişimine asla boyun eğmeyeceğiz" dedi.
AK Parti'den İstifa Eden Ömer Orhan MHP'ye Geçti
Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Köseceli Belediye Başkanı Ömer Orhan, AK Parti'den istifa etmesinin ardından MHP'ye katıldı.
Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Köseceli Belediye Başkanı Ömer Orhan, AK Parti'den istifa etmesinin ardından MHP'ye katıldı.
reklam kokan hareketler bunlar ama gerçek mi? uydurma mı anlayamadım...
Uydurma olsa çıkar haberlerde yalanlarlar.
Gerçek olsa tek bir yerde geçmez.
Gerçek olsa tek bir yerde geçmez.
AKP İzmir milletvekili İlhan İşbilen partisinden istifa etti.
AKP’de Başbakan Erdoğan’ın “partiye sızan tuzluklar” diye nitelediği istifalara bugün bir yenisi daha eklendi.
AKP İzmir Milletvekili İlhan İşbilen düzenlediği basın toplantısında partisinden istifa etti.
AKP’de Başbakan Erdoğan’ın “partiye sızan tuzluklar” diye nitelediği istifalara bugün bir yenisi daha eklendi.
AKP İzmir Milletvekili İlhan İşbilen düzenlediği basın toplantısında partisinden istifa etti.
Bu istifa eden adam vede bunun gıbıleri hiçbir partiye girememeli.Mhp ye,chp ye kufur ederek ak partiden seçıldı.ona oy verenler dığer partı adaylarından farklı dusunduğu için o adama oy verdıler.Şeçıldıkten sonra hakaret ettığı partiye gırmek kelımenın tam anlamıyla zubukluktur.İste ahlak erozyonu en bastakılerden başlıyor alttakıler onu ornek alırlarsa neler yapmazlar.İstifa tabııkı olmalı ustelık onurlu bır kurumdur ama yaptırımları olmalı başka partiye geçememeli.
not:Partı gözetmiyorum geçmıstende orneklerını çok gorduk.Konu sıstemın yanlışlığı.allahtan buda iktidara dokunuyor yakında seçım sıstemi değişirse şaşırmayın.
not:Partı gözetmiyorum geçmıstende orneklerını çok gorduk.Konu sıstemın yanlışlığı.allahtan buda iktidara dokunuyor yakında seçım sıstemi değişirse şaşırmayın.
ruh hastasının teki, zavallı kedinin bağırsaklarını dışarı çıkarıyor 2 saat ölümünü bekliyor, en sonunda damacanayla kafasını ezdiğini söylüyor bunu videoya çekiyor, sonra twitterde orda burda dalga geçer gibi mesajlar yayınlıyor bu görüntüler ülke gündemine oturuyor, sonuç ?
ruh hastası manyak emniyetten 300 TL karşılığı serbest bırakılıyor. bu ne lan ? çocuğu üniversiteden atacaklarmış galiba üniversite ağır bir yaptırım uygulayacağız diye açıklama yapmış herşeyi ifşa oldu yeri yurdu adresi tc si bile ortaya çıktı, bu çocuk ruh hastası bunu nasıl 300 TL ceza kesip milletin içine yollarlar, bu şerefsiz hayvan kesmeye devam eder hayvana bunu yapan insana ne yapar kim bilir, bunu tımarhaneye göndermeleri gerekirken tekrardan dışarı saldılar, hayret birşey.
ulan nasıl bir ülkede yaşıyoruz ne kadar ruh hastası, ne kadar manyak var bu ülkede.
(edited)
(edited)
ruh hastası manyak emniyetten 300 TL karşılığı serbest bırakılıyor. bu ne lan ? çocuğu üniversiteden atacaklarmış galiba üniversite ağır bir yaptırım uygulayacağız diye açıklama yapmış herşeyi ifşa oldu yeri yurdu adresi tc si bile ortaya çıktı, bu çocuk ruh hastası bunu nasıl 300 TL ceza kesip milletin içine yollarlar, bu şerefsiz hayvan kesmeye devam eder hayvana bunu yapan insana ne yapar kim bilir, bunu tımarhaneye göndermeleri gerekirken tekrardan dışarı saldılar, hayret birşey.
ulan nasıl bir ülkede yaşıyoruz ne kadar ruh hastası, ne kadar manyak var bu ülkede.
(edited)
(edited)
bu ülke de insana 3 kuruşluk değer verilmiyor ki hayvana verilsin
suç işle adam öldür çık dışarı
suç işle adam yarala çık dışarı
suç işle karını öldür çık dışarı
suç işle ülkeyi soy hapise girme
suç işleme demokratik hakkını kullan bir konuda görüş belirt hapse gir
Türkiye ... sonra bizi avrupa birliğine almıyorlar diye ağla. ulan adamlar haklı kardeşim ya nereye gitsek batırıyoruz. insana değer verilen bir ülke istemek çok mu zor .
suç işle adam öldür çık dışarı
suç işle adam yarala çık dışarı
suç işle karını öldür çık dışarı
suç işle ülkeyi soy hapise girme
suç işleme demokratik hakkını kullan bir konuda görüş belirt hapse gir
Türkiye ... sonra bizi avrupa birliğine almıyorlar diye ağla. ulan adamlar haklı kardeşim ya nereye gitsek batırıyoruz. insana değer verilen bir ülke istemek çok mu zor .
hocam şu fotoyu kaldırır mısın sana zahmet lütfen .
kaldırdım.
kurban bayramında ibadet yapıyorum ayağına ne günahlar işleniyor, ülke ruh hastası dolu yemin ediyorum çıkın sokağa gezin Türk insanı kadar hanzo, barbar bir millet yoktur, bu konularda araplarla yarışıyor milletimiz. genelde cahil, yobaz kesim böyle işte, iyi insanımızda var ama sayı o kadar azki.
en basitinden gidiyorsun atıyorum eminönüne felan turistlerle konuşuyorum ödev yapıcaz foto felan çekiliyoruz nasıl sıcakkanlılar nasıl yardımcı oluyorlar, bizimkilere yanaştın mı gözler aynı şeytan gözü sanki yatırıp şeydicez adamı yada karıyı, ulan insan kendi milletinden nefret eder mi, ben ediyorum.
deveye diken, insana .... derler ya, işte bu söz tam Türklere göre bir sözdür.
(edited)
kurban bayramında ibadet yapıyorum ayağına ne günahlar işleniyor, ülke ruh hastası dolu yemin ediyorum çıkın sokağa gezin Türk insanı kadar hanzo, barbar bir millet yoktur, bu konularda araplarla yarışıyor milletimiz. genelde cahil, yobaz kesim böyle işte, iyi insanımızda var ama sayı o kadar azki.
en basitinden gidiyorsun atıyorum eminönüne felan turistlerle konuşuyorum ödev yapıcaz foto felan çekiliyoruz nasıl sıcakkanlılar nasıl yardımcı oluyorlar, bizimkilere yanaştın mı gözler aynı şeytan gözü sanki yatırıp şeydicez adamı yada karıyı, ulan insan kendi milletinden nefret eder mi, ben ediyorum.
deveye diken, insana .... derler ya, işte bu söz tam Türklere göre bir sözdür.
(edited)